Sorumluluklar Ağı ve Örümcek-Adam

UMUT IŞIĞI AĞLARINI ÖRMEYE BAŞLAR

Yıl 1962. Marvel Comics’in kıdemli yazarlarından ve ondan bir yıl önce Fantastik Dörtlü adlı çizgi romanıyla süper kahraman kurallarını yıkan Stan Lee, bir gün duvara bir örümceğin konduğunu görür. Örümcek, duvarı yavaş yavaş tırmanır. O zamanlar, gençlerin kolaylıkla kendileriyle özdeşleşebilen bir süper kahraman yaratma peşindeydi.


spidey27f-2-web                                                                                                                                                                                              Genç Stan Lee

İşte o duvarda dolaşan örümcek, Lee’nin umut ışığı olur ve kapısına notlar alarak “Örümcek-Adam” fikrinin tohumlarını atar.  Lee’nin amacı kendi ayakları üzerinde durabilen ergenlik çağında olan bir süper kahraman yaratmaktı. Çocuk yerine adam demesi de, bundan kaynaklanır.

Fikri, Marvel’ın o zamanki yayın müdürü Martin Goodman’a anlatınca başta”insanların örümcek korkusu” neden gösterilerek fikir kabul edilmezken, sonraları bu konsepti zamane genci temasıyla harmanlamak istediğini söyleyince “Örümcek-Adam” fikri onaylanır.

Bunun üzerine fazla zaman kaybetmek istemeyen Stan Lee, Jack Kirby’e danışır.  Kirby, 1950’lerde sihirli bir yüzük sayesinde doğaüstü güçlere sahip olan öksüz bir çocuk kahraman yarattığını dile getirir.  Bunu duyan Lee, kendi yarattığı Örümcek Adam konseptiyle, Kirby’nin yayımlanmamış yüzüklü kahramanını harmanlayarak bir öykü tasarlarlar.

Gelin görün ki, Lee sonuçtan memnun kalmamış ve son konsepti fazla “görkemli ve kahramanca” bulmuş; bu yüzden zamanın genç çizerlerinden Steve Ditko’ya fikirlerini sunar.

Ditko bir röportajında şöyle der:

” Üzerinde çalıştığım ilk unsur, kostümdü. Bir karakterin can alıcı, görsel unsuru. Nasıl göründüğünü bilmem gerekiyordu… yani ayrıntıları çizmeden önce. Örneğin: Tırmanma gücü olursa ağır ayakkabılar ya da çizmeler giymez; ağ tabancası ve tabanca kılıfı yerine bileğe takılan silah (ağ atıcı) vs… Stan’in, karakterin yüzünün örtülü olması fikrinden hoşlanıp hoşlanmayacağından emin değildim ama kesinkes çocuksu bir yüzü saklaması için bu fikri kullandım. Ayrıca bu, karaktere de gizem katar.”

Nihayetinde, Ağustos 1962’de “Amazing Fantasy”nin on beşinci ve son sayısında Örümcek-Adam, çizgi roman okurlarına merhaba dedi.

GÜÇLER…

Hepimiz bazı kahramanları, şarkıcıları, oyuncuları severiz fakat neden sevdiğimiz üzerinde pek kafa yormayız. Bana kalırsa, Örümcek Adam’ın 54 yıldır sevilmesinin başlıca nedeni gençlerle kolaylıkla bağ kurabilmesidir. Neredeyse yirmisine merdiven dayamış biri olarak, ergenliğin sorumluluklar ağından ibaret olduğunu düşünüyorum. Ergenlik döneminde sorumluluklarımızı bazen dengeleyemiyoruz, sıkça duygu değişiklikleri ve sürekli içimizi kurcalayan dikkat çekme arzusunu yaşıyoruz.

Peter Parker’a baktığımızda, okulun popüler çocuklarından olmayan fakat okulun çalışkan ve çekingen öğrencilerindendi. Amazing Fantasy no. 15’in ilk sayfasında, liseli gençlerden oluşan bir topluluk ve köşede başını eğmiş bir şekilde duran gözlüklü bir genç. Arkasında, bir ağlarını örmüş bir örümcek ile yiğitçe duran bir adamın silüeti… Kaderin ağlarının örmesine az kalmış ve bu dışladıkları çocuk, bir şehrin insan örümceği olacaktı.

steve-ditko-amazing-fantasy-150001

Peter okulda hiç arkadaşı olmayan, kızlar tarafından reddedilen içine kapanık bir çocuktu. Bilime tutkuluydu ve yaşlı amcası ile halasının göz bebeğiydi. Okul çıkısında bilim fuarına gider. O fuarda, radyoaktivite üzerinde yapılan deneyde hayatının değişeceği -içinde bulunduğu hengameden ötürü- aklının ucundan bile geçmemişti. Laboratuvarın duvarlarından sarkan bir örümcek, ansızın radyoaktif dalgalara maruz kalır ve canının son damlasını on beş yaşındaki Peter Parker’ın eline konarak, bu eli ısırarak verir.

Bir baş dönmesiyle laboratuvardan çıkan Peter, üzerine bir arabanın gelmesiyle kendini bir binanın duvarına sıçrarken bulur ve duvara ,bir örümcek misali yapışır. Tırmandıktan sonra binaya çıkan Peter, örümcek vari bir güçle donatıldığını fark eder. Binadan, ince bir ipi tırmanarak iner. Ardından güçlerini sınamak için sırasıyla bir güreşçiyle dövüşür ve bir televizyon programına çıkar. Ünü arttıkça kendine bahşedilmeyen ağ atma fonksiyonunu ise icat ederek örümcek güçlerine güç katar. Gösteriler gösterileri kovalarken, hayatındaki ilk mentoru, belki de psikolojik ve manevi babası olan Ben Amca, evlerine giren bir hırsız tarafından öldürülünce, kendisine bahşedilen büyük güçlerin beraberinde büyük sorumluluklar da taşıdığını hatırlar.    Belki de hayatı boyunca unutamayacağı bu felsefeden ötürü bu sorumlulukların bilincine varmayı çabalar.

… SORUMLULUKLAR VE GENÇLİĞİN SANCILARI

spideycrim1

Örümcek-Adam’ın ilk günleri alkışla geçse de, sonraki günleri yuhalamalar ve gazetecilerin pejoratif haberleriyle geçer. Herkesin kafasında şu soru vardır? Neden yüzünü saklıyor, saklayacak ne var? İşte, aslında burada saklamak istediği kendi yüzü değil, kendi çocuksuluğudur. Maskeye; ciddiye alınmak , kendini güvende hissetmek ve çekingenliğini örtmekle yakınlarını tehlikeden korumak için ihtiyaç duyar.

Peter Parker iken çelimsiz bir öğrenci fakat Örümcek-Adam iken herkes tarafından konuşulan maskeli bir kahraman. Aslında, günümüz gençliğine çok benziyor. Artık takma isimlerle kendi öz benliğimizi maskeleyerek, yarattığımız yeni kimliklerle kendi güven ihtiyacımızı doyurmak ve insanlardan dikkat çekmek istiyoruz. Örümcek Adam’ın da zaten amacı buydu. Yoksa, örümcek tarafından ısırıldı diye hayat kurtarmayı başta kendine ilke edinmedi.

death-uncle-ben-105940

Bunları amaç edindiği zaman ailesine karşı sorumluluğu görmezden geldi ve bunun bedelini amcasının canıyla ödedi. Amcasının canından olması, Örümceğimizi daha sorumluluk sahibi biri yapmadı. Aksine, daha karmaşık ve iki benliği dengede tutamayan birine dönüştü. Örümcek-Adam olması, Peter’a sadece konuşkanlık ve öz güven verse de öz saygıyı vermedi.

Şehirdeki haydutlar, Örümcek Adam’ı ciddiye almazlar fakat örümceğin gücüyle karşılaştıklarında kaçacak delik ararlar. Daily Bugle adlı gazetenin genel müdürü J.Jonah Jameson, sansasyonel haberleriyle Örümcek-Adam’a nefret oklarını saplayarak halkın Örümcek-Adam’a olan algısını olumsuz bir şekilde şekillendirir. Öte yandan, Peter Parker insan ilişkilerinde savsaklar. Halasının hastalığı için karın tokluğuna Daily Bugle’da freelance fotoğrafçı olarak çalışır.

KİMLİK AĞLARINDA ARAYIŞLAR

spiderman121kanemortellaro_zpscf4c30e6

Görüyorsunuz ki, kahramanımız sorumluluklar ağı tarafından örülmüş ve sadece bir süper kahraman olarak değil, bir genç olarak da sorumlulukları dengelemeye çalışan ve belki de çizgi roman dünyasının en karmaşık karakteri haline gelen bir kişidir.

1965 yılında Esquire dergisinin düzenlediği ankette, üniversite öğrencilerine ilham olan dördüncü kişi: Örümcek Adam! Gerekçe olarak da, her gencin yaşadığı sorunları yaşaması gösteriliyor. Kişiliğin somutlaşması yirmili yaşları bulur ve kişilik bulma süreci oldukça sancılı bir dönemdir. Yirmimize kadar birçoğumuz pasif bukalemunuzdur aslında ya da maskeli baloda kendimize uygun maske arayan bireyleriz. İşte Örümcek-Adam, bu maskeli baloda kendine uygun maskeyi arayan biri. İlk dört senesi tamamen kendini bulma, sorumluluklarını dengelemekle geçerken; kişiliğinde büyük bir değişiklik yaşamıştır. Başta oldukça öz güvensiz, çekingen biriyken sonraki sayılarda dışa dönük olmasına rağmen biraz da nevrotiktir.

death-of-gwen-stacyimg_3596

Şu anda yirmi dokuz yaşında tasvir edildiğini varsayarsak, on dört yıl boyunca Peter/Örümcek-Adam varlık gösterme mücadelesi verdi, sevilmek istedi fakat kendisine bahşedilen büyük gücün verdiği sorumluluklardan büyük bir gayretle altından kalkabilse de üç kez büyük sorumluluğun altında ezilmiştir. Ben Amca, George Stacy ve belki de Mary Jane Watson’dan sonra en çok sevilen aşkı Gwen Stacy, ellerinden yıldızlar gibi kaydılar.

Aslında bir maske parçası bile, öz değer ya da öz saygı kazandıramamış. Örümcek-Adam olmak aslında bir kaçış aracı haline gelmiş, daha doğrusu Peter Parker’ı esiri haline getiren tekinsiz bir hapishane.

Örümcek-Adam, bize kendi meziyetlerimizin sonunda bizim efendilerimiz haline gelebileceğini, hayatta her zaman ölçülü olmamız gerektiği ve her zaman düşeceğimiz fakat büyük bir özveriyle ayağa kalkabileceğimizi gösteren bir süper kahramandır. Belki de bu yönüyle, diğer kahramanlardan daha gerçek daha kanlı canlı.

Unutmayın, büyük güç büyük sorumluluk getirir!

 

Yazar Hakkında

Enes Altınok

Yılbaşı 1997 yılı geldi çatmıştı; fakat içeride keyifler güzeldi. İki buçuk saat sonra dayanamayıp dünyaya gözlerimi açmışım. Nedeni, meraktan.
Kısacası kitap okumayı, film izlemeyi, müzik dinlemeyi seven ve kronik merak bozukluğuna sahip biriyim. Hayatım Ankara-Bursa-Berlin-İstanbul karesinden ibaret. Üç dilimiz var: Türkçe, Almanca ve İngilizce. Tek kötü yanımız da gereğinden fazla kırılgan olmamız. Onun dışında yazarak daha iyi anlaşan bir hikaye anlatıcısıyım aslında. Sizlerle bu şekilde bağ kurmayı hedefleyen biriyim.

Yorum Yap

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Preminger Youtube’da

Preminger Instagram’da

Preminger Twitter’da

Preminger’de Dinleti