KİNYAS ve KAYRA

İnsanoğlunun asla vazgeçemediği bir şey var ki; bir şeyleri anlatamadığından anlatarak yakınmak. Ben de bu yazıyla bir kez daha fark ediyorum ki, bir şeyi ne kadar seversen, anlatmak o oranda güçleşiyor. Ancak güçleştikçe içinde daha büyük bir arzu doğuyor anlatmak adına.
“Hiçbir zaman tam anlamıyla düşüncelerimizi söylememize yetecek kelimelerin yeryüzündeki lisanlarda bulunmadığını uzun zaman önce anladım.” diyen Hakan GÜNDAY da bu arzuyla başlamış olmalı Kinyas ve Kayra’ya. Uzun zaman önce anlamış ama yine de terk edememiş kelimelerin yetmediğini kelimelerle anlatma alışkanlığını. Öyleyse ben de bugün onu anlatıyorum, anlatamayacağımın bilincinde ama anlatma isteğime karşı koyamayarak.
Kinyas ve Kayra: Edebiyatın da hayatın da karanlık yanı, yeraltı edebiyatı. Karanlık fakat gerçek. Sahte umutlar yeşertmiyor sayfalarında.
“Kurutamam gözyaşlarını çünkü. Başlarsam duramam diye ağlamam. Her gece, herkes bütün acılarını hatırlayacak gözlerini kapattığında. Böyle olmasa, binlerce çeşidi olur muydu uyku ilaçlarının?”
Dile getirilemeyen ne varsa, çekinilen, yanlış anlaşılmaktan, anlaşılamamaktan korkulan: “Belki ben de normal bir insanım ama ilgilendiklerim ne bu dünya üzerinde, ne de bu yüzyılda.”, Hakan GÜNDAY, dile getiriyor Kinyas ve Kayra’nın yolculuğunda.
Kinyas ve Kayra, ait olamamışlıklarını paylaşırken, yeni bir yola düşüyorlar birlikte, daha derine batmak için. Ve batarken adım adım, onlar da anlatma ihtiyacından geri kalamıyorlar:
“Yaz. Bizi yaz. Her şeyin sonuna geldiğimizin kanıtı olan kitabı yaz.”
“Tamam. Yazacağım. Ama bil ki, kan kaybeder gibi kelime kaybettim.”
Gerisi?
Gerisi, gerçeğin bir kitaba düşen gölgesi.
Gerisi, bir intihar mektubu, kötü adam masalı gibi.
Okunmalı. Fakat okumak için cesaret gerek, cesareti olmayana zehir zemberek.
“Hepimizin bastığı yerde bir ceset var. Hepimizin altında bir ölü var. İnsanlık ölümün üstünde duruyor. Koşuyor, spor yapıyor…
Ve artık insanlık bir karar vermeli. Ya cenazelerde ağlamayacak ölülerine, ya da üzerine basmayacak, sevdiklerinin cesetlerinin beslediği toprağın!”

Yazar Hakkında

Selva Medine Eryaşa

İstanbul'un bir köşesinde, teselliyi kitaplarda bulmuş bir kelime sevdalısı.

Yorum Yap

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Preminger Youtube’da

Preminger Instagram’da

Preminger Twitter’da

Preminger’de Dinleti