HAVA TAM DA ….

Baharın “son“ kısmını hissetmeye başladığımız şu günlere has aktivite nedir diye sorsak hiç şüphesiz gri bulutlar eşliğinde; pencere önünde “kitap-kahve-battaniye” cevabı ilk sıralarda kendine yer bulur.

blanket-book-coffee-reading-favim-com-2347151

 


Değişik aktivitelerden sebep, çok fazla sevdalısı vardır güz döneminin. Hatta bu soğuk dönemin gelmesi için gün sayan insanlar var etrafımızda. Nerden biliyorsun, sorusuna cevabımdır : “ Kişi kendinden bilir işi.” Şöyle pencere kenarına iyice yerleşip battaniyeye sarılıp dışarıyı göz alabildiğine izlemek için değil tabii ki. Böyle yapan kişilerden boşalan sokakların keyfine varmak için!

 

Bir anda hissedilir ölçüde azalan insan yoğunluğu göze çarpar ilkin. Kaldırımlar daha bir genişler. Gürültü azalır ve yağmurun sesi daha da berraklaşır. “Fazla insan dolaşmaz yani sokakta.” Sokağa fazla olanlar, caddelere, yürümeye, rüzgâra ve yağmura fazla olanlar tıpkı yapraklar gibi birbir dökülür sokaklardan.  Sokaklar, onun kıymetini esas bilenlere kalır.

whatsapp-image-2016-10-19-at-22-55-28

Montlar, botlar, atkı ve şapkalar… İsteğe bağlı şemsiye ve yağmurluklar… Kimi zaman bir şarkı, kimi zaman bir dost ıslığı eşlik eder yürüyüşlere. Bazen de zihinleri kemirdikçe kemiren bir düşünce. Yalnız kalmaz yani insan, bu havalarda sokakta yürüdükçe.

Kaldırımda size çarpan birileri yoktur. En fazla rüzgâr çarpar yüzünüze, şefkatlice. Bir arkadaşınız gibi saçlarınızı alıp karıştırır, “N’aber?” der, kendi dilince…

Yağmur eşlik eder kimi yürüyüşlerinize. Yazın arada bir uğradığında oraya buraya kaçanlar yoktur etrafta. Meramı neyse anlatır size, yol boyunca. “Pıtır pıtır” şemsiyenize her bir dokunuşunda…

Yağmuru, rüzgârı, hatırı sayılır soğuk havayı yani sokağın kadim dostlarını severler, sokağı sevenler. Çünkü sokak onlarsız anlamsız ve gereksiz ölçüde kalabalıktır. Sokağın dostlarını sevenlerdir sokakla dost olabilenler. Onlardır, karış karış sokakla halleşenler…

“Kitap-kahve-battaniye” üçlüsüne karşı bir art niyet taşıdığımız da anlaşılmasın bu söylediklerimizden. Biz sadece sokağı bu güzel güz havalarından ayrı düşünemediğimiz, onun dostlarını dost bildiğimiz için bir camın arkasından seyretmek, idrak etmeye çalışmak yetmiyor, tatmin etmiyor bizi. Araya bir yabancı girince kıskanıyoruz galiba.

6687649489_2f5eab0109

Bu “güzel havaları” ve bu güzel havalarda sokakları biz sayfalarca yazsak yine eksik kalır. Ama biri var ki, yalnız on satırda bizi bizden alır. Orhan Veli ile bu “Güzel Havalar”ın tadını sokakta çıkaranlar, rüzgâr ve yağmur ile dost olanlardan olun efendim…

GÜZEL HAVALAR

Beni bu güzel havalar mahvetti,

Böyle havada istifa ettim

Evkaftaki memuriyetimden.

Tütüne böyle havada alıştım,

Böyle havada aşık oldum;

Eve ekmekle tuz götürmeyi

Böyle havalarda unuttum;

Şiir yazma hastalığım

Hep böyle havalarda nüksetti;

Beni bu güzel havalar mahvetti.

 

Orhan Veli’ye selam ve muhabbetle.

 

 

 

Yazar Hakkında

Onur Kovacı

1996 yılının soğuk bir ayında Denizli'de doğdum.Şuan İstanbul'da, İstanbul Üniversitesi'nin havasını teneffüs etmekteyim. Lise dönemlerimden beri hep içimde olan "bir şeyler üretmek,her zaman üretmek ilkesi" ile "olmaz" denen şeyler üzerine gidiyorum. Coğrafya alanında özgün çalışmalar yürütmek hevesindeyim.

Preminger Youtube’da

Preminger Instagram’da

Preminger Twitter’da

Preminger’de Dinleti