ÜTOPİK DÜNYALAR

ÜTOPYA NEDİR?

Ütopya, filozofların kafalarında tasarladıkları en mükemmel, olması gereken diye nitelendirdikleri toplum modelidir ve tabi ki öznel kurgulardır.

FİLOZOFLAR NEDEN ÜTOPYA YAZAR?

İnsanoğlu var olduğundan beri doğasında iyisini, daha iyisini, hatta en iyisini istemek vardır. Özellikle yönetim konusunda asla tatmin olmaz ve kafasında hep daha iyisinin olabileceği düşüncesinin kurgular. Ütopyalar da böyle ortaya çıkmıştır.
İlgili resim

İlk olarak 1516 yılında Thomas More, bir olay kurgusu eşliğinde kendi ütopyasını kaleme almıştır. Bu kitap dönemin İngiltere’sine bir eleştiri niteliğindedir. Thomas More ile başlayan bu akım adeta filozofların halka başka bir dünyayı hayal güçleriyle mümkün kılmaktadır; çünkü bir toplumdaki zihniyeti değiştirmek ancak hayal gücünü genişletmek ve ufku açmakla mümkün olabilir.

Dönemin baskıcı düzeninde yaşayan Thomas More da ilk olarak dünyanın gidişatını değiştiren büyük olay rönesanstan etkilenerek, ütopyasını kaleme almıştır.
Tabi her ütopya iyi ve ideal dünyayı anlatmaz. Bir de paranoyak insanların korkulu rüyası olan distopyalar bulunmaktadır. Okunduğunda fantastik ve korkunç birer kurgu gibi görünen distopyalar aslında yazan filozofların birer öngörüsüdür. Adeta filozofların “bu gidişatı hiç beğenmiyorum!” deme şeklidir ve iyi ütopyalara göre gerçeğe daha yakındır.

Toplumda gördükleri yanlışları bu yazılarıyla dozu arttırarak yanlış gördükleri gidişatın eleştirisini yaparlar. Okunduğunda oldukça korkunç ve oluşması imkansızmış gibi görünen bu kurgular aslında dikkatli incelendiğinde günümüzden izler görebileceğimiz ve tıpkı soğuk su dolu bir kovanın kafamızdan aşağı boşaltıldığı hissiyatını yaşatan gerçeklerdir.

ÜTOPYA ÖRNEKLERİ
THOMAS MORE-ÜTOPYA
İlgili resim

Bu düzende özel mülkiyet yoktur; çünkü özel mülkiyetin insanı bencilliğe sürüklediğini düşünürler. Herkes üretimini devlet adına yapar ve ihtiyacı kadarını alır. Günde 6 saat çalışırlar ve işten geri kalan zamanlarını sanat ve bilimle uğraşarak geçirirler. Yöneticiler ise çok sıkı bir eğitimle yetiştirilirler.

CAMPANELLA-GÜNEŞ ÜLKESİ
güneş ülkesi ile ilgili görsel sonucu

Campanella, yazdığı bu eser yüzünden 45 gün kazığa oturtulmuş ve ölüme terk edilmiştir.
Kurguladığı bu dünyanın günün birinde gerçekleşeceğini düşünür.
Güneş ülkesinde insanlar 4 saatten fazla çalışmayıp geri kalan zamanlarını kendilerine ayırırlar. Bu ülkede insanların her şeyi ortaktır (kadınları ve çocukları bile). Komünist bir düzen hakimdir. Eğitim küçük yaşta başlar ve her yerdedir. Bilgiler duyular yoluyla elde edilir ve edinilen bilgiler ülkenin duvarlarında bütün halkla paylaşılır.

FRANCIS BACON- YENİ ATLANTİS
yeni atlantis ile ilgili görsel sonucu

Bu ütopyada Bacon, ilk defa doğaya boyun eğmek anlamaya çalışmak yerine doğaya hükmetmekten bahsetmiştir. Teknoloji oldukça ilerlemiştir ve hatta insanlar uçabilmektedir.

PLATON-DEVLET

Halkı sınıflara ayırmıştır ve en başa da yöneticiler olarak filozofları koymuştur. İşçiler üretir, bekçiler güvenliği sağlar, yöneticiler ise halkı yönetir. Sistematik ve net çizgileri olan bir ütopyadır.

DİSTOPYA ÖRNEKLERİ
GEORGE ORWELL- 1984
1984 ile ilgili görsel sonucu

George Orwell’ın distopyası ise oldukça korkutucu ve bir o kadar da düşündürücüdür. Tek egemen güç yöneticilerdir. Tamamen zorbalıkla gücü ellerinde tutarlar ve bütün evler büyük ekranlar sayesinde devlet tarafından izlenmekte düşünce suçu denen suç (düşünme ve düşündüğünü söyleme yasağı) nedeniyle baskı altında tutulmakta, suçu işleyenler ise ortadan kaldırılmaktadır. Diktatör bir gücün hakim olduğu bu distopyada, yöneticiler isterse kendi çıkarları doğrultusunda tarihi bile değiştirebilirler.

Bu ütopyalar sayesinde insanlar düşünmeye sürüklendi. Böylesine baskıcı yönetimlerin olduğu bir toplumda toplumun kafasında soru işaretleri yaratabilmek onlar için büyük bir işti ve bunu başardılar. Belki de bugün toplumların sınıfsız, daha eşit ve daha rahat bir yaşam sürmeleri, yönetimdekilerin daha özgürlükçü bir yönetim anlayışını baz alma sebepleri buradan gelir. Fakat en mükemmel yönetimi günümüzde yakalayabilmiş bir devlet var mıdır?

Tabi ki hayır çünkü insan zihni, hayal gücü oldukça sınırsızdır ve bir toplumda ne kadar birey varsa o kadar da farklı fikir farklı istekler, ihtiyaçlar ortaya çıkacaktır. Bu konuda Campanella kadar antirealist bir düşünceye sahip olamayacağım sanırım; çünkü bir ütopyanın dünyada gerçekleşmesi demek diğer ütopyaların da gerçekleşme hakkına sahip oldukları anlamına gelir ve bu bizi farklı ideolojilerde oluşan çelişkiler ile birlikte devasa bir kaosa sürüklemekten başka bir işe yaramaz.

Demek istediğim şu ki yönetim her zaman kusurludur ve kusurlu kalacaktır. Mükemmellik, polyannacılık oynamaktan başka bir şey olmamakla beraber gerçeklikten de bir o kadar uzaktır; çünkü bir şey aynı anda hem siyah hem de beyaz olamaz. (Bu cümlemi Einstein duysaydı eminim cevabı yanıldığım yönünde olurdu.)

Yazar Hakkında

Sena Açıkgöz

1997 yılında Marmaris'de doğdum. Dokuz Eylül Üniversitesi Felsefe bölümü öğrencisiyim. Elimden geldiği kadar sizlere bilim ve felsefe alanından küçük bilgiler vereceğim.

Yorum Yap

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Preminger Youtube’da

Preminger Instagram’da

Preminger Twitter’da

Preminger’de Dinleti