Tiyatro Bekçisi

Sayın İlgili ; yani kim ne kadar kendini ilgili hissediyorsa , o denli muhattabıdır bu yazının.

Ne zaman bir tiyatroya gitsem hep sahnenin yanından geçer dururum. Hemen  sahne tozu kaplar içimi. Sahnenin tozunu kokusunu içime çekmeden ,elime değdirmeden gidemem oradan. Her defasında kat kat artarak devam eder ,biraz hüzünlü biraz hayal dolu bu hareketlerim.Etraftaki kimi kimseler  şaşkınlıkla izler beni.

Sonrasında oyunumu izlerim büyük bir  dikkatle.Oyun biter , ben her zaman olduğu gibi ayağa kalkar ve bütün tiyatro emekçilerini ellerim kızarana dek alkışlarım.Bazen saatler sürer alkışlarım. Alkışlar bittiğinde büyük bir hüzün kaplar içimi.Tekrar eve gideceğim aklıma gelir.Sonra da hüzün yalnızlığa bırakır kendisini.

Günlerden bir gün yine güzel bir oyuna gelmiştim. Sahnenin yanından geçerken ön sıralarda oturan bir ağabey bir soru sordu bana.”Neden her oyunda sahneyi elliyorsun, amacın ne ?”

Bende ona şu cevabı verdim.”Ben Tiyatro Bekçisiyim , amacım tam olarak bu .Bu sefer, hüzün yerini mutluluğa bıraktı. Yalnızlık ise hızlıca oradan uzaklaştı.

Böyle bir olay olmasını çok isterdim ama bu olay sadece güzel bir hayalden ibaret.Ama bu konuda tek bir gerçek var.Ben Tiyatroyu seviyorum ve onu sahipleniyorum.Özellikle onu sinemadan kıskanıyorum. Kötü günler geçirdiğimiz bu günlerde sizde benim gibi bir şeyleri sevin ve ona sahip çıkın.Son olarak yıllardır öldürmeye çalıştığımız ama bir türlü başaramadığımız Minur Özkul’un Tomas Fasulyeciyan tiradı ile sizlere veda edeceğim.

“Zaten aktör dediğin nedir ki? Oynarken varızdır, yok olunca da sesimiz bu boş kubbede bir hoş seda olarak kalır. Bir zaman sonra da unutulur gider. Olsa olsa eski program dergilerinde soluk birer hayal olur kalırız.

Görooorum, hepiniz gardroba koşmaya hazırlanıorsunuz. Birazdan teatro bomboş kalacak. Ama teatro işte o zaman yaşamaya başlar. Çünkü Satenik’in bir şarkısı şu perdelere takılı kalmıştır. Benim bir tiradım şu pervaza sinmiştir. Hıranuşla Virginia’nın bir dialogu eski kostümlerden birinin yırtığına sığınmıştır. İşte bu hatıralar o sessizlikte saklandıkları yerden çıkar, bir fısıltı halinde sahneye dökülürler.

Artık kendimiz yoğuz. Seyircilerimiz de kalmadı. Ama repliklerimiz fısıldaşır dururlar sabaha kadar. Gün ağarır, temizleyiciler gelir, replikler yerlerine kaçışır… Perde !”

Yazar Hakkında

Erdem Türsen

1995 yılının başlarında dünyanın başını ağrıtma göreviyle dünyaya getirildim. Şu aralar İzmir Katip Çelebi Üniversitesi'nde Medya ve İletişim okuyorum. Kendimi sade bir tiyatro olarak nitelendirebilirim.Tiyatroya sahip çıkmak için buradayım.İnsana dair her şey ile sizlerle buluşacağız sayın ilgili.

Yorum Yap

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Preminger Youtube’da

Preminger Instagram’da

Preminger Twitter’da

Preminger’de Dinleti