THE END OF THE F***ING WORLD DİZİ İNCELEMESİ

the-end-of-the-fucking-world-dizisi-alyssa-james

Bir Netflix yapımı olan The End of the F***ing World öldürme arzusu içinde bir psikopat olduğunu sanan ama aslında olmayan James (Alex Lawther), bağımsız ve kimseye ihtiyacı olmayan, bencil bir kız gibi davranan ama aslında içten içe birine çok ihtiyaç duyan ve fedakar Alyssa’nın (Jessica Barden) nasıl kendi ayrı yaşamlarını birleştirip yeni bir dünya yarattıktan sonra beraber o dünyanın sonuna ilerlediklerini konu ediniyor. Bu dizi, birbirlerinin kişisel hedef ve fikirlerinden habersiz, lakin ortak bir hedefe giden iki karakterin ilginç hikayesini ele alıyor.

*Yazının içerisinde spoiler uyarısında bulunulmayacaktır. Bu yazının tamamı, diziyi izlememiş olanlara bir spoiler oluşturacak niteliktedir. Bu yazıyı okuyanın diziyi izlemiş olduğunu kabul edeceğim ki izlerken fark edilmeyenleri fark edebilelim.

 

James / ALEX LAWTHER

Çocukluğu ve ergenliği süresince sayısız hayvan öldürmüş, bunu yaparken acıma, zorluk ve sonrasında pişmanlık hissetmemiş bir karakter James. Hatta öldürdüğü hayvanların her birinin ölürken çıkardığı sesi hatırladığını iddia edecek kadar büyük bir tutku ile gerçekleştirmiş bu ölümleri. Biz, James’in hayatına tam da artık hayvan öldürmenin ona yeterli gelmediği, bir insanı öldürmenin nasıl bir şey olduğunu merak ettiği noktada dahil oluyoruz.

the-end-of-the-fucking-world-dizi-james

Buna rağmen James neden bir psikopat değil? Birçok hayvan öldürmüş, öldürme eğilimli ve bununla yetinmiyor, bir insanı öldürmenin hayalini kurup bunu gerçekleştirebilmek için fırsat kolluyor. Nasıl psikopat olmaz öyle değil mi? Psikopat olduğunu sanan ve hayatını bunun üzerine kuran James aslında psikopat değil.


Bunun iki sebebi var. Psikopat insanlar kendilerinde bir farklılık olduğunu fark edemez, bilincinde olmazlar. Hastalıklarının farkında olmadıkları için toplumun ahlak kurallarına uyum sağlayamaz, nasıl davranıyorlarsa o şekilde davranırlar. Dizinin ilk bölümünden itibaren James’in ağzından kendi açıklamalarını izledik psikopat olduğuna dair. Gayet “farkında” durumdaydı. Ve topluma ayak uydurmaya çalıştığını, bu dürtülerini gizleyip uygun anı kolladığını da izledik. Bir diğer sebep ise psikopatlar hiçbir şeye sevgi duyamazlar, şefkat hissedemezler ve acıma duyguları yoktur ve bunlar kazandırılamaz. Bu eğilimleri ve düşünceleri ise çocukluk yaşlarından başlar.

the-end-of-the-fucking-world-james-kaykayBen tüm bu davranışlarını annesinin ölümüne nevrotik bir tepki, sağlıklı yaşanamayan uzamış ve kabullenilmemiş bir yas süreci olarak görüyorum. Bunu da dizi içerisinde gördüklerimizle şöyle izah etmeyi deneyeceğim:

Çocukken, henüz annesi yaşıyorken, yapmayı en çok sevdiği aktivitelerden biri göl kenarındaki ördekleri beslemektir. Yani, ilk bölümde, ergenliğinde birçok hayvan öldürüp hiçbir şey hissetmediğini öğrenirken beşinci bölümde çocukken aslında hayvanları çok sevdiğini ve şefkat duyduğunu öğreniyoruz.the-end-of-the-fucking-world-dizisi-james-alyssa

Bir canlıyı beslemek, onu hayatta tutma isteği ve eylemidir. James’in çocukluk anılarına döndüğümüz sahnelerden birinde (ki bu sahneler bana Tarkovsky’nin Mirror/Ayna filminde verdiği kesitleri anımsattı, tarz ve hissiyat olarak izlerken)  psikolojik sorunları ve bunalımları olan annesinin yine dışarı çıkmak istemediği bir gün yaşadığına tanık oluyoruz. Kadın ruhsal olarak dışarı çıkma konusunda iyi hissetmemesine rağmen küçük James ördeklere gitme konusunda öyle heveslidir ki son derece ısrarcı davranır ve annesi de oğlunun ısrarını geri çeviremeyip onu göl kenarına ördekleri beslemeye götürür.

Göl kenarına geldiklerinde annesi tuhaf davranmaya başlar ve veda konuşmasına benzeyen şeyler söylemeye başlar oğluna. Ama henüz küçücük bir çocuk olan ve o an aklı ördekleri beslemekte olan James annesinin bu tavrını anlamaz ve ördeklere gitmek istediğini söyleyip arabadan iner.

         the-end-of-the-fucking-world-dizi-jamesHayvanları seven ve bu denli onlarla ilgilenen bir çocuk olan James’i bu noktadan hayvanları öldüren ergen James’e götüren ne olabilir?

Bence birden fazla sebebi var. Bu sahnenin devamında yaşananlar aynen şöyledir; James arabadan iner inmez annesi arabayı göle sürer ve kendisini arabanın içinde, suda boğar. Annesinin intiharına şahit olan küçük James ise annesinin içinde olduğu arabalarının suyun içine batışını izlemekten başka bir şey yapamaz.

Bence annesini zorla evden çıkarmış olan James, annesi o gün intihar ettiği için ölümünden kendini sorumlu tutuyor bilinçaltında. Bu da annesinin ölümüne karşı nevrotik bir tepki geliştirmesine sebep oluyor. Aslında bu bir kabullenememe durumu. Belki bilinçaltında ördekleri beslemek istemeseydi ve annesine bu yüzden ısrar etmeseydi annesinin intihar etmeyeceğini ve hala yaşıyor olacağını düşünüyor. Ve bu suçluluk hissi de hayvanlara veya herhangi bir canlıya duyduğu sevginin nefrete dönüşmesine sebep oluyor. Beslemenin, yaşatmanın tam tersi zarar verme ve öldürme…the-end-of-the-fucking-world-dizisi-james-alyssa

Ölümüne nevrotik bir tepki geliştirmeden kastım da şu; bir sahnede Alyssa ile otururlarken aklına bir anda annesinin kucağında yattığı, huzurlu ve şefkatli bir anı geliyor ve James’in suratının bozulduğunu, kafasını sallayarak hemen o anıyı unutmaya çalıştığını, rahatsız olduğunu görüyoruz. Bunun şefkat ve sevgi gibi duyguları annesiyle bağdaştırmasıyla ve hissedince aklına ölümü gelmesiyle ilgisi olabilir. Bu ölüme, duyguların sebep olduğunu düşünüyor olabilir. Zaten annesinin ölümünü kabul edemediğini ve bu gerçeği değiştirmek istediğini Alyssa ile ilk tanıştıklarında annesinin Japonya’da çalıştığını o yüzden evde olmadığını söylediğinde anlıyoruz. Bir yalanla yeni bir dünya yaratmış oluyor kendine. Alyssa’nın da yalan bir dünyanın içinde yaşadığından habersiz olarak tabi…


James’in babası ile de arası iyi değil. Aynı zamanda hiçbir arkadaşı yok. Babası onun garip ama iyi bir çocuk olduğunu düşünürken James babasını hiç sevmiyor. Ben bunu babasına duyduğu öfkeye bağlıyorum. Annesi ölürken onun yaşıyor olmasına öfke duyuyor, kendi ağzıyla söylediğini görüyoruz. Belki de babasını öldüremeyeceğinden o nefretini başka birini ve canlıları öldürmeye aktarıyordur.

İnsanlar bizim hayatlarımıza girmezler. Biz insanları hayatımıza alırız. Hayatımızda olan, hayatımıza giren insanlar kendilerine bir yer, bir konum seçip öylece yerleşmezler. Biz onlar için uygun bir yer seçer ve istediğimiz konuma yerleştiririz fark etmeden. Bu o insana ve ihtiyacımıza göre değişir. En çok eksikliği olan yer en uygun yerdir.

James ve Alyssa için de olan buydu. Birbirlerinin hayatlarında olmayı seçtiler ve konumlarını kendileri belirlediler. Alyssa James’i seçti. Ona ilk selam verdiğinde ne ailesi ne de arkadaş çevresi tarafından anlaşılamıyordu. Annesinin yeni eşi ve ondan olan çocukları ile yaşadıkları evde dışlanmak, görülmemek ve sayılmamak –bunun en güzel örneği ise evde bebeklerin bir sürü fotoğrafı varken Alyssa’nın bir tane bile olmaması- canını epey sıkıyordu. Belli etmemeye çalışsa da. Bir gün kafeteryada karşısında oturan arkadaşı telefonuna sms gönderiyor. Ve hemen arkasında da Alyssa’yı buna kendi telefonunu alıp kıracak kadar yüksek bir tepki verirken izledik. Bu tepkinin altında yatan sebep görülmemek, sayılmamak aslında. Çünkü o an arkadaşının da yaptığı onu kişi olarak, insan olarak ciddiye almamak.

the-end-of-the-fucking-world-alyssa-james-02
Alyssa (Jessica Barden) / James (Alex Lawther)

 

Samimi, gerçek bir iletişim yerine samimiyetsiz, teknolojik bir iletişim kurmayı tercih etmesi, aslında, bu yüzden öfkeleniyor. İçten içe sıcak bir şeylerin özlemini duyuyor Alyssa. Görülmek istiyor. Somut olarak, fiziksel olarak görülmemeye yok sayılmaya tahammülü kalmamış. Çünkü yaşadığı evde üvey babası tarafından dışlanmanın yanı sıra cinsel tacize de uğruyor ve annesi bunu görmesine rağmen sessiz kalıyor.  Genç kız da arkasında bir aile, bir insan hissetmediği için onu sayacak ve dikkate alacak bir insana ihtiyaç duyuyor aslında. Çünkü kendini sıkışmış ve ortada kalmış hissediyor.

Bu yüzden hiçbir şeyi umursamadığı ve kimseye ihtiyacı yokmuş gibi gözüken bir tavırla yaşıyor.

Alyssa ve James ya da En Dışta Kalmış Olanlar

Tam da bu noktada tanışıyorlar James ile. Telefonunu kırdıktan sonra etrafına bakıyor ve herkesten farklı olarak tek başına oturan ve yemeğini yiyen James’i görüyor. Mucizevi bir tesadüf değil, kendisi gibi en köşede en dışta kalmış, ayrışmış olanı seçiyor ve tanışıyor. Hayat, seçimlerimizin bir sonucudur. Alyssa o an farkında olmasa da hayatının tamamen değişmesine sebep olan seçimi yapıyor.

James’in ise bu noktada kendini insanlardan uzak tutmasına rağmen Alyssa ile takılmayı kabul etmesinin sebebi onu öldürmek. Evet! Alyssa’nın farklı bir kız olduğunu ve bu yüzden onu öldürmenin ilginç olacağını düşünüyor.the-end-of-the-fucking-world-dizisi-james-alyssa

Öldüreceği ilk insan seçimini Alyssa’dan yana kullanıyor ve öldürmek için doğru anı beklerken bu zamanı onunla vakit geçirerek harcamaya başlıyor. İnsanların flört ederken ve sevgiliyken neler yaptığını biliyor olmasından yola çıkarak tamamen sistematiksel davranıyor ve uygun bir sevgili rolüne bürünüyor.

Eğer kendimiz değil, hayatımıza giren insan hangi konumda olacağını seçiyor olsaydı Alyssa James’in kendisinin yanında onu sevdiği için durduğunu düşünürken aslında James onu öldürmenin doğru anını kolladığı için zaman kazanıyor olmazdı.

Bunun bana göre dizideki en iyi örneği ise Alyssa James’in yanında kendini güvende hissettiği sırada James’in Alyssa’yı öldürme hayali kuruyor oluşuydu. Hatta ilerleyen bölümlerin incelemesini yapacağımız sırada vereceğim bir örnek var, dizide, bir sahnede bu durumu çok güzel yansıtıyorlar.

Dizi, aslında kime ne kadar güvenebileceğimizi ve insanların bizler için ne ifade ettiğini kendine soru ve dert ediniyor gibi geldi bana. Tanıştıkları noktada James öldürecek birine, Alyssa ise onu sayacak ve anlayacak birine ihtiyaç duyuyordu. Bu ihtiyaçlarını birbirleri ile dolduracaklardı.


the-end-of-the-fucking-world-james-alyssa

Yazımı iki bölüme ayırdım sevgili Preminger okuru. Dizinin incelemesinin ilk kısmı burada bitiyor. Geri kalanında artık olaylar ikisi arasında yaşanmaya başladıkça nasıl değişimlere sebep olduğunu, hangi yeni ihtiyaçlar kazandıklarını ve neden dünyanın sonuna ilerlediklerini ele alacağım. Dizinin çekim ve senaryo açısından tekniğine girmeyi de unutmayacağız, merak etmeyin 🙂 Çarşamba günü ikinci bir TEOTFW dosyasıyla daha görüşmek dileğiyle!

*Değerli çizimleri için Gökçe İdil GÖCEN ve Büşra ÖZDEMİR’e şükranlarımızla!

Yazar Hakkında

Zeynep Bozik

Sanatı kendine kanat edinmiş, edebiyatın kelimelerinden kendine bir gökyüzü yaratmış ve o gökyüzünü bir sinema perdesi olarak kullanma hayali ile yaşayan bir insan. Sinema öğrencisi, senaryo yazarı, roman yazarı, kendini yetiştirmeye çalışan bir yönetmen. Bunlardan artan zamanlarını da sahipsiz sokak hayvanlarının beslenmesi ve tedavilerine ayırıyor.

Yorum Yap

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Preminger Youtube’da

Preminger Instagram’da

Preminger Twitter’da

Preminger’de Dinleti