Sinemuayene: 400 Darbe

400 Darbe - François Truffaut - Yeni Dalga

Enes Altınok bizlere ilk sinemuayenesinde 1950’lerin Fransa’sına da ışık tutan 400 Darbe filmini anlattı.


400 Darbe’ye Yolculuk

1958 Cannes Film Festivali’nden Fransız Sinemasına yönelttiği sivri eleştirilerden ötürü çağrılmayan genç eleştirmen François Truffaut, bir yıl sonra “400 Darbe” ile Cannes ile rövanş maçını En iyi Yönetmen ödülünü kazanarak hem Fransız Sinemasında dönülmesi mümkün olmayan sinemasal devrim hem de onunla hemfikir olan diğer Yeni Dalga yönetmenlerine kendi hikayelerini anlatma fırsatını verdiği bilinir; fakat bu sinemuayene, 400 Darbe’nin yapım aşaması ve sonrasından ziyade -isminden de anlaşıldığı üzere- filmin kendisini muayene etmek yani eleştiri ile analiz üzerine kurulu.

400 Darbe - Francois Truffaut - Yeni Dalga

400 Darbe’de işlenen temaya çok da yabancı değiliz. Ailesi ve toplum tarafından dışlanan genç birey teması “Asi Gençlik”  ve gençlik sorunsalını işleyen diğer filmlerde de işlendi. Fakat, 1961’de ülkemizde gösterime girdiğinde Milliyet Gazetesi yazarı Dinçer Güner’in de dediği gibi diğer türdeş filmlerden ayrılıyor.

Öncelikle oyuncu seçimi cuk diye oturmuş. 14 yaşındaki Jean-Pierre Leaud neredeyse Antoine Doinel’in eşdeğeri haline geldi. Truffaut, ondan önceki birçok yönetmenden farklı olarak 14 yaşındaki çocuğun nasıl davrandığını bize gösterdi. Asi, reddedilmiş, çocuksu naifliğini koruyan ve sevgiye aç olan bir çocuğu ne eksik ne de fazla olarak önümüze sunmuş. Bir çocuktan başrol çıkarmak yahut onu bir yetişkin gibi ciddiye almak kolay bir şey değildir. Bu filmde, Antoine bizim gibi davranan ve  duygu dalgalanmalarımızı oldukça iyi aktaran, kısacası çocukların ve gençlerin kanlı canlı bir sözcüsü haline geldi.

Filmin şiirsel üslubu biraz da edebiyatımızın Garip akımının şiirlerine benziyor. Nükteli, doğrudan ve kalbe dokunan bir üslup…

400 Darbe - François Truffaut - Yeni Dalga

Filmin açılış sekansı bizi karamsar, boğucu ve otorite tarafından baskıya uğramış; neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmeyen bir bireyin dünyasına davet ediyor. Eyfel Kulesi, basit bir turist odağından ziyade nemrut bir anne ya da ilgisiz bir  baba yahut acımasız bir öğretmeni simgelemesi başarıyla alt açı çekimleriyle görüntülenir.

Sevgiye muhtaçlığı, aile ve öğretmenin baskıcı otoritelerinin simgesi halinde kullanılarak bireyin toplumda ezilerek kendi varoluşunu sürdürme mücadelesini yönetmen, Marcel Moussy ile birlikte başarılı bir şekilde senaryolaştırmıştır.

Replikler sanki anında söylenmiş, hiçbir yapaylık bulundurmayan bir havaya sahip. Replikler filmdeki karakterlerin can damarıdır. Birçok film akıllı bir görsellikle yahut hikaye ile kotarılmış olsa da, replikler zayıf kaldıktan sonra filmin hiçbir hükmü kalmıyor. Özellikle psikolog ile görüşme sahnesi beni oldukça derinden etkiledi. Anlaşılmama, annesinden görmediği sevgiyi anneannesinden görmesi ve cinselliğe dair itirafları, gerçek hayatta da bir 14 yaşındaki çocuktan duyabileceğiniz bir üslupla zikredilmiş.

400 Blows - 400 Darbe - François Truffaut - Yeni Dalga

“Ailen senin yalan söylediğini bildirdi.”

Şey… Arada sırada yaşan söylerim; fakat aileme doğruyu söylediğim zaman bana inanmadıkları için yalan söylüyorum.” 

“Anneni neden sevmiyorsun?”

“Çoğunlukla annemin beni sevmediğini söyleyebilirim. Ortada bir neden yokken sürekli bana bağırıyordu. Evde kavgalar oluyordu, annemin beni evlenmeden önce yaptığına kulak misafiri oldum. Sonra, annemin kürtaj yapmak istediğini öğrendim. Anneannem buna karşı çıktı. İşte anneannem sayesinde hayattayım.”

– Psikolog ve Antoine Doinel, 400 Darbe

400 Blows - 400 Darbe - François Truffaut - Yeni Dalga

Ayrıca, annesinin (Claire Maurier) Antoine’a dolaylı olarak öz babasının akıbetini anlattığı sahneyi gözünüz kapalı izlediğinizde bile yaşananlar zihninizde canlanır. Tabi filmin bu karamsar havasında, nükteli repliklere de yer verilmiyor değil. Antoine, üvey babasından harçlık istediğinde babası (Albert Remy) “500 Frank alacağını umarsın fakat 300’e ihtiyacın olur. Hadi sana 100… Tamam tamam, al işte 500 ama annene söyleme,” repliği insanda bir tebessüm bırakır.

Öbür taraftan alt metin, bütün filme başarıyla serpiştirilmiştir. Bu filme dair yazılan birçok eleştiri ve makaledede zikredilen “baba” alt metni. İngilizce dersinin olduğu sahnede, İngilizce öğretmeni Réne’ye (Patrick Auffay) “Where is the father?” yani “Baba nerede?” sorusunu telaffuz ettirir. Aslında bu soru alt metne işleyen bir sorudur. Baba nerede? Şimdi diyeceksiniz, üvey babası var; fakat Antoine’ın öz babasının akıbetini hem annesinin anlattığı kadarıyla hem de annesinin ıslahevi konusunda danıştığı avukatla arasındaki konuşmalardan biliyoruz. “Baba” yoktur, Antoine doğmadan yaşam defterinden silinmiştir.

the-400-blows-1

Son Bakış

Son olarak da,  “400 Darbe” 1950’lerin Fransa’sına da ışık tutar. 68 Kuşağı, okul sıralarında asi huylarının sinyallerini verirler. Öğretmen “Ah, bu nesil on sene sonra ne hale gelecek!”, diye sitem eder. Islahevleri, oldukça büyük bir sorun teşkil ediyormuş. Islahevleri, bizim bildiğimiz şeklinden farklı olarak çocuklar ailelerinin rızalarıyla verilip topluma yararlı bireyler olarak yetiştirilme üzerine ve çocuklara zalimce davranan bir kurumdur. Hatta çocukları o kadar önemsemezler ki, çocuklardan birine “sapkın eğilimleri olan psikozlu birey” tarzı ilkel teşhislerden birini koyarlar.

tumblr_mec1q2byfs1rzrbiso1_500

“400 Darbe”, Fransa’nın soyutlanmış ve sevgiye aç insan manzarasını 14 yaşındaki Antoine Doinel’i süjesi olarak çizerken hem Fransız Yeni Dalga Akımının hem de sinema tarihinin en çarpıcı, en samimi ve en iyi filmlerinden biri olarak göze çarpıyor.

Sinemuayenenin ilk muayenesi “400 Darbe”ye yapıldı. Önümüzdeki muayenelerde görüşmek üzere…

Yazar Hakkında

Enes Altınok

Yılbaşı 1997 yılı geldi çatmıştı; fakat içeride keyifler güzeldi. İki buçuk saat sonra dayanamayıp dünyaya gözlerimi açmışım. Nedeni, meraktan.
Kısacası kitap okumayı, film izlemeyi, müzik dinlemeyi seven ve kronik merak bozukluğuna sahip biriyim. Hayatım Ankara-Bursa-Berlin-İstanbul karesinden ibaret. Üç dilimiz var: Türkçe, Almanca ve İngilizce. Tek kötü yanımız da gereğinden fazla kırılgan olmamız. Onun dışında yazarak daha iyi anlaşan bir hikaye anlatıcısıyım aslında. Sizlerle bu şekilde bağ kurmayı hedefleyen biriyim.

Preminger Youtube’da

Preminger Instagram’da

Preminger Twitter’da

Preminger’de Dinleti