Said ve Kültürel Felaket

İsmet Araç öncelikle Amin Maalouf’un Semerkant’ı ile Doğu topraklarına adım atıp sonrasında Doğu’yu Edward W. Said’in Şarkiyatçılık’ı üzerinden konu ediniyor.


Kültür Yolculuğu

Eğer ki Amin Maalouf okuduysanız siz de Şark dünyasının egzantrik ve uzamı sınırsız dünyasına bir köşesinden adım atmışsınızdır. Lise yıllarımda beni ellerimden tutup Semerkant’ta tarihsel fantastik bir yolculuğa çıkarıp da bana Hayyam’ın eşsiz rubailerini yudum yudum içirdikten sonra olayın akışına kendimi koyvermemem elimde değildi.

Evet, Maalouf akıcı roman diliyle beni o topraklara aşık etmeyi başarmıştı ama o coğrafya bundan ibaret değildi. Bugün küresel medyanın algısıyla beraber Şarki dünyaya pejoratif bir yandan bakmamak için elimizde hiçbir neden yok gibi görünüyor. Kan, gözyaşı, sömürü, silah sesleri, taziye bildirileri, eylemler, direnişler… Söylerken basit, algısı zor kelimeler nereyi çağrıştırdı size bu koskoca dünyada? Evet, ben de sizin gibi düşünüyorum: Ortadoğu.

Şimdi romanın ve Maalouf’un kollarından ayrılıp kendimizi asıl bu yazıya konu olan yazara ve onun eşsiz kitabına bırakıyoruz… Kitabımız Şarkiyatçılık: Batı’nın Şark Anlayışları, kitabı kaleme alan kişi ise Edward W. Said.

Said, Amerikan vatandaşı Hristiyan Filistinli bir baba ve Lübnanlı Hristiyan bir annenin iki çocuğundan biridir. Kendisi hem bir aktivist hem de karşılaştırmalı edebiyat profesörüdür.

Edward Said bu kitabında kendisinin de belirttiği gibi şarkiyatçılık tarihi ya da genel bir şarkiyatçılık dökümü yapmıyor. Geniş bir yazar seçkisiyle beraber şarkiyatçılığın sıkı dokulu söylemini betimlemek; ayrıntılı, ilginç, büyüleyici betiler, metinler, olaylarla bezeli bir şekilde size o dokuyu sezdirmeyi amaçlıyor.

Said’in kitabında ilgimi çeken bir pasajdan derlediğim ve içine arızi notlarımla beraber, görüşlerimi sunduğum bir bölümü sizlerle paylaşmak isterim:

Said’e Göre Son Dönemde İslam

Bilinir ki İslam’da “içtihat” geleneği vardır. İçtihat biraz da terimsel tanımıyla zor bir araştırma ve derin bir incelemeyi icap ettiren yüksek bir ilim ve ehli için mukaddes bir görevdir. Bu mukaddes görev bugün İslam coğrafyalarında etkisini yitirmiş görünüyor. Yampiri bir görüş sunup da orta bir yerde gezmek istemiyorum içtihat adına. Çünkü Türkiye ve diğer Müslüman kitlelerin çoğunlukta olduğu yerlere baktığımızda olaylar apaçık görünüyor ki bu kültür hızla sonlandırılmakta.

Edward Said için bu sona varış bir kültürel felakettir. Bu kültürel felaketin getirisi maalesef ki bu coğrafyalarda bağnazlık ve dogma kuralların hüküm sürmesine yol açıyor. Bireyin modern dünyanın sorunlarıyla cebelleşmesi Said’e göre bunda ana etken görünüyor. Umutsuzluk rüzgarına siz okuyanlar ve ben daha fazla yelken açmadan, bu sona gidişe bir çare olarak yazarın şu cümlelerini sunabilirim: “Tüm gayriinsani müdahelelere rağmen tek direniş hümanizmdir.” İslam ve hümanizmin sentezini kurmak kişi de daha akıl karı yollar bulmasını sağlayabilir.

Ama ortada bir engel olduğu açık bu yüce amaca ulaşma yolunda, o da: Modern dünya keşmekeşi – kapital sistemin “eğlenin” buyruğu. Zizek bu boyunduruk problemini şöyle özetler: “Asıl günümüz problemi, keyif almamızı emreden o buyruktan nasıl kurtulacağımızdır.” Kendi içinde bulunduğum toplum nezdinde konuşmam gerekirse, bilmediğimiz şeyler bize haddinden fazla yabancı görünüyor. Ve toplum “bilmeme” fiiliyatına alıştığı için öğretmeye çabalayanlara karşı iç güdülerinin de etkisiyle şiddet ve küfür içerikli geri dönütler veriyor. İçtihat geleneğinin nefes almaya başladığı bir toplum olma ümidiyle…

Yazar Hakkında

İsmet Araç

1997 yılının 6 Ağustos sabahı dünyaya gözlerimi açtım. Müzikle tanışana dek neler yaşadığımı hatırlamıyorum. Bağlamayı elime alıp da aslında müziğin, sanatın çok öte bir şey olduğunu anladığımda nefes almaya başladım. Sonra ''görme'' kavramının aslında hayatı anlamak için en büyük eylem olduğunu anladım ve bir kültür, semiyoloji, sanat macerasına atıldım. Maceram devam etmekte...

Preminger Youtube’da

Preminger Instagram’da

Preminger Twitter’da

Preminger’de Dinleti