Müziği ile Yaralarımızı Saran Adam: Çınar Türker

Merhabalar sevgili okuyucu, bugün sana kadife sesli bir adamı tanıtacağım: Çınar Türker. İlk olarak şarkılarında, sözlerinde bulduklarımdan bahsedecek, daha sonra da kendisiyle bu yazı için yaptığımız sohbeti paylaşacağım. Bu satırları okuduktan sonra sana garanti veriyorum ki hayatın bir nebze daha keyiflenecek; çünkü Çınar, yaralarını sarmanda sana yardımcı olacak, sesi ile seni büyüleyecek. Zira bu adamın öyle bir sesi var ki hem bir o kadar tok, hem bir o kadar naif…

Öncelikle, Çınar Türker’in kendi adıyla bir Youtube hesabı olduğunu aktarayım, kanala buraya tıklayarak ulaşabilirsin. Bu yazıyı yazdığım günlerde kendisinin kanalında 10 şarkılık “Uzak Olmasa” albümü ve o şarkıları taçlandırdığı 4 tane videosu var. O, şarkılarını bir türe sokması gerektiği zaman indie folk dese de ben onu hiçbir zaman bir kalıba sokmak istemedim. Çünkü öyle şarkıları var ki, onları bir türe sıkıştırıp dinlemektense gözlerini kapatıp kendini bu güzel akışa bırakman çok daha keyifli oluyor.

Peki ya, kim bu övgüleri hak eden Çınar Türker? Hayatla biraz derdi olan bir adam o, belki biraz da kendisiyle. Kendindeki bu şeytanları yenmek için ise en büyük kozu şarkıları ve gitarı. Zamanında İstanbul’da işletme okumuş ve bir süre sinema-tv sektöründe çalışmış olsa da, hayattaki derdini anlatma sevgisi baskın geldiği için müziğe gönül vermeyi tercih etmiş. Ayşegül Adıyaman ile birlikte masallar da anlatmış fakat oraya biraz daha ilerleyen zamanlarda ayrıntılı gireceğiz, kendisine soru sorarken. Yine de eklemeliyim ki bu anekdotu öğrenmeden önce de Çınar’ı masallar anlatan adam olarak görüyordum, bence şarkılarına kulak veren herkes için bu böyle.

Albümündeki şarkıların çok büyük çoğunluğu kendi söz ve bestesi olsa da, yukarıda adını geçirdiğim Ayşegül Adıyaman da bu hikaye anlatıcılığına destek oluyor. Albümün en masalsı şarkısıysa bu ikilinin ortak çalışmasından çıkıyor: Korkak Kral.

Herkeslerden korkarmış
Kimsenin yüzüne bakamazmış
İçinde tuttuğu bir sır varmış
Kimseler onu anlayamazmış

Burada sana sunacağım ikinci parça olarak Kendimi Hiç Sevmedim‘i seçtim. Söz ve müziği Çınar’a ait olan, Ayşegül’ün ise geri vokal yaptığı şarkı. Bu şarkı Çınar’ın kendisiyle hesaplaşması kadar benim de kendimle hesaplaşmam, senin de. Ben de, sen de, o da; büyük bir çoğunluğumuz kendimizi sevmekten kaçıyoruz. Kendimizi sevmekten kaçtığımız kadar bunu kendimize söylemiyoruz da. Çınar hatırlatana kadar kendimi sevmediğim gerçeği ile bu derece yüzleşmemiştim. O ise bunu aşmak için şarkı bile yapmış ve şöyle diyor:

Dünden kalan tüm tozları üstümden silkmeden yarınlarla doldum
Yarın hiç gelmek bilmedi, şu dünler bitmedi, o zaman bir yerde bir hata olmalı
Ne zaman soru sorsam; nasıldır bu zaman, neden akıyordu böyle hiç durmadan
Aldığım cevaplar hiç tatmin etmedi, ben de vazgeçtim sorular sormaktan

Soru sormaktan vazgeçip her şeye yeniden başlamış o. Şimdi ise sıra bizde. Zor olduğunu bilsek de aslında yapmamız gereken mühim şeylerden birisi…

Sıra geldi tatlı bir tesadüfe: Evrencan Gündüz ile Çınar Türker düeti olan Kar Tanesi. Öncelikle şarkının hikayesinden başlamak gerek. Çınar bu şarkıyı katıldığı bir radyo programında şöyle anlatıyor: “Her kar tanesinin kendine has bir şekli vardır. Aynı şekilde her insanın da kendine has bir yapısı, doğası, iç dünyası var ve sanırım buna pek biz karar veremiyoruz. Bir şekilde dünyaya geliyoruz, sonrasında yaşadığımız şeylere göre de karakterimiz şekilleniyor ve birçok zaman da bunlar bizim doğrudan kendi isteklerimiz doğrultusunda yaptığımız tercihler olmuyor. Biraz bunu anlatıyor. İçerisinde hapsolmuş gibi hisseden bir karakterin aslında ‘Ben sadece basit bir kar tanesiyim,’ demesi gibi bir hikayesi var.”

İstemedim ki şöyle yağsaydım, böyle donsaydım, öyle kalsaydım
Oysa ben sadece basit bir kar tanesiyim
Bilemedim ki kimle olsaydım, nerede dursaydım, orada kalsaydım
Oysa ben sadece basit bir kar tanesiyim

Her şarkısını belki de bu yüzden seviyorum bu adamın; şarkıların hepsi ayrı hikayeye sahip, yazdığı hiçbir şey o satırlar dolsun diye değil ve her zaman bir umudu var. Bu şarkısını paylaşırken de dediği gibi: “Tüm zorluklara, yorgunluklara rağmen hayat yaşamaya sonuna kadar değer. Belki kendine doğru giden yol karanlık bir tünel gibi, ama yeteri kadar gidersen elbet ucunda bir ışıkla buluşacaksın!”

Umudumuzun kırıldığı günlerde ilaç gibi gelmişti işte Kar Tanesi. Evrencan’ın Antalya Kaleiçi sokaklarında dolaşırken Çınar’a denk gelmesi ile başlıyor hikaye. İlk denk geldiklerinde merhabalaşıp geçseler de Çınar video çekeceği konumu beğenmeyip değiştiriyor. Bu sırada ikili tekrar karşılaştığından, Evrencan ilk kez dinlediği şarkıya dahil oluyor. Youtube ise sağolsun Evrencan Gündüz sevenlere Çınar Türker’i öneriyor; ben dahil birçok insan da Çınar’ı böyle keşfediyor, benim yolculuğumsa oradan başlayıp burada yazı yazmaya kadar varıyor…

Çınar’ın şarkılarında hayata dair verdiği detaylar yaz yaz bitmez. O, küçük bir çocuğa “Neyin şarkısını yapalım?” deyip, aldığı “Yalancı tavşanın şarkısını yapın.” cevabı üzerine Yalancı Tavşan şarkısını yazıp bestelemiş gönlü zengin müzisyen. Buraya tıklayıp bir koşu dinleyebilirsiniz şarkıyı.

Dile gel dile gel tavşan dile gel
Aç içini bizlere
Yalancı tavşan, yalancı tavşan hiç durmadan yalan söyler
Yalancı tavşan, yalancı tavşan neden böyle yalan söyler?

Yukarıda kendisinin umudundan bahsettim, ama bazen o da hayalini kurduğu hayatı şuraya tıklayarak dinleyeceğiniz Saklambaç‘ta aramış bir zamanlar.

Halim pek kötü, fikirlerim bayat
Beni tüketmek istiyor sanki zalim hayat
Cebimde telaşım, sebepler bir taşım
Nerede hayalini kurduğum hayatım?

Haydi gel, Çınar Türker’in sorulara verdiği içten cevaplara konuk olalım artık! 


Merhaba sevgili Çınar, bu tatlı soru cevap etkinliğimizi kabul ettiğin için minnettarım. Ben seni bir nebze tanıyabilsem de burada tanımayanlar için kendinden ve müziğinden birazcık bahsedebilir misin?

Röportaj için öncelikle ben teşekkür ederim Bengü. Yapmaya çalıştığım şeyleri duyurabilmem için bana destek olmak isteyen herkese minnettarım.

Konu başlığımız ne kadar müzik de olsa kendime müzisyen diyemiyorum. Bazı dertlerim, farkındalıklarım ve eksikliğini hissettiğim şeyler var. Müzik de, duymaya ve hatırlamaya ihtiyacım olan şeyleri, tıpkı birer telkin gibi, kendime söyleyebileceğim bir formata dönüştürmeme yardımcı oluyor. Yani bir nevi iç sese dönüştürüyor. Bugüne kadar birçok şarkı ürettim, söz yazdım, fakat aradığım hissiyatı son yıllarda keşfetmeye başladım. Gerçekten hangi ses bana ait, gerçekte kimim veya kim olmak istiyorum gibi soruların cevapları iyiden iyiye şekillendi. En nihayetinde de kendimi her şeyden bağımsız olarak ait hissettiğim, hatta benim gibi bu yolları arşınlayan insanlara, belki yoldaş bir ses olabileceğini umduğum için, ürettiğim şarkıları paylaşma arzusuyla doldum. O yüzden umuyorum ki, bu arzu ve hissiyatım bir yerlerde birilerinin kalbinde filiz veriyordur ve vermeye devam edecektir.

Müzik kısmına gelirsek, tür olarak “Indie Folk” diyebilirim. “Singer & Songwriter” da diyenler var. Bazen daha farklı tınılar da çıkmıyor değil. Şimdilik tek başımayım. Bir tane akustik gitarım var. Gerçi bazen sokakta çalarken tef de kullanıyorum. Ama istenirse grup müziğine de dönüşebilir, hatta çok da keyifli olur gibi. 🙂

Genele baktığımızda, bulunduğumuz ülkede sanattan para kazanmak bir sorun durumunda. Senin için bu nasıl? Başından beri müzikle devam edebildin mi hayatına? Yoksa müzik senin için hâlâ zevk meselesi ve hobi mi? Kısacası, müziğinin senin mesleğin olup olmadığını ya da müziğe doğru bir geçiş yaşadıysan bu sürecin detaylarını soruyorum.

Tabii ki bazı ülkelerde muhakkak buradakinden daha kolaydır, bazılarında da zordur. Ama emin olun yeteri kadar çalışıp çaba gösterirseniz bir şekilde para kazanılabileceğini düşünüyorum.

Benim için hobiden öte. Müziği para kazanma amacıyla yapmıyorum. Hem kendime, hem insanlara iyi gelecek şeyler üretmek isteğindeyim. Zaten seven, inanan ve devamının gelmesini isteyen insanların destekleyeceği inancındayım.

Üniversitede işletme okudum. Doğrudan o bölümle alakalı olmasa da, yaklaşık 3-4 sene kadar sinema-tv sektöründe çalıştım. O süreçte müziğe de devam ettim. O dönemlerde bas gitar çalıyordum. Zaman zaman para kazanır, zaman zaman hobivari bir hal aldı.

Şunu söyleyebilirim; eğer çoğunluğun sevdiği müzikleri icra ederseniz, para kazanmak kolay oluyor. Fakat pek öyle yapıda biri olamadım. Farklı şeylere odaklanma ve dile getirme isteği hep daha üste çıktı. O yüzden de sanırım zaman içinde sokak müziğine doğru bir geçiş yaşadım. Yaklaşık 3 yıldır da sokakta çalıyorum. Eğer düzenli bir şekilde sokak müziği yapabilirseniz hayatınızı geçindirebilirsiniz. Ama tabii yaptığınız şeye özen göstermeniz ve kendinizi geliştirmeniz gerekiyor.

Ürettiğin bu müzik her zaman böyle miydi? Yani ya umutlu sözlere sahip şarkıların var ya da mutsuz bir konudan bahsediyorsan bile keyifle eşlik edilebilecek ritimdeler.

Her zaman böyle değildi. Yukarıda da bahsettiğim gibi tam olarak saf enerjime ulaşmam biraz zaman aldı. Büyürken hayatla her karşı karşıya kaldığımızda bir sonuç çıkartıp devam ederiz. Bazen çevremizdeki rol modelleri taklit ederiz. Bazen de toplumsal kurallara göre hareket etmeye çalışırız. Bunlar kötü demeye çalışmıyorum. Ama bu tip deneyimler bir şekilde insanın kendine tam da uymayan bir karakter geliştirmesine yol açabiliyor.

Bu bağlamda anlatmak gerekirse, belli bir süre kendimi anlayana kadar daha farklı seslerin ışığında şarkılar ürettim. Kötü mü? Kötü değil ama şu an dediğin gibi çok daha umutlu ve keyifli bir ruh hali var. O da aslında kendi içimdeki devrimin getirdiği bir rahatlamanın aynası gibi. 🙂

Gülkız ile Çınaroğlan

Yazımda birçok kere Ayşegül Adıyaman ile olan iş birliğinden bahsetmiş bulundum. Neler yaptınız Gülkız ile Çınaroğlan olarak; masallar, şarkı sözleri, otostop… Maceralarınız nelerdi ve şu anda ne durumdalar acaba?

Ayşegül’le yolumuzun kesişmesi çok özel bir durum oluşturdu. Tanıştığımız dönemde ikimiz de İstanbul’da yaşıyorduk ve oradaki yaşamlarımızdan pek memnun değildik. Farklı bir şeylere ihtiyacımız vardı. Biraz gözü peklik yaparak, 2015 yazında bir otostop macerasına daldık. Yaklaşık 3-4 ay kadar sürdü. O dönemde çadırda kalarak sokakta müzik yaptık.

Ayşegül oyunculuk ve hikâye anlatıcılığıyla ilgileniyordu. Ben de müzikle ilgileniyordum. Bir arada yapabileceğimiz şeyler olduğunu düşündük. Müzikle hikâye anlatıcılığını birleştirmeye karar verdik. Hikâyeleri Ayşegül seçti, hatta bir tane de yazdı. Ben de bu hikâyeler ve masallar için şarkılar ürettim. Sonraki 2 yıl içerisinde de büyüklere ve küçüklere hikâyeler ve masallar anlattık. 2017 yazının başında çalışmalarımızı sonlandırdık. O noktadan sonra da doğrudan müziğe geri daldım zaten. 🙂

Gerçekten ikimiz için de çok zor geçen bir 2-3 sene oldu. Çok fazla deneyim yaşadık. Ayşegül’ün hayatımdaki varlığı şarkılara ve bana can verdi. Her şey ne kadar zor olursa olsun, bazen size çok benzeyen biriyle yolculuk etmek, maceralar yaşamak insana hiç fark ettirmeden çok büyük şeyler katabiliyor. O yüzden geçen her dakikaya minnettarım.

Radyoda gözlerin kapalı bir şekilde şarkı söylediğine de şahit olduk, sokakta gülerek ve göz teması kurarak söylediğine de. Hangisi Çınar Türker’e daha yakın?

İkisi de yakın. Birini diğerinden ayıramam. Gözleri kapalı Çınar sanırım daha romantik ve duygusal kendi içinde. O duygusallığı kendi kendime kaldığımda yaşamayı daha çok tercih ediyorum. Çünkü sahnede olduğumda içimdeki coşkuyu paylaşmak arzusu baskın geliyor. En azından şu sıralar böyle ama zamanla bu değişebilir. Biraz ruh haline ve şarkıya bağlı sanırım.

Çınar’ı sokakta müzik yaparken bu kutusu ile görmek mümkün

Seninle karşılaştığımız dönemde yaşadığım psikolojik zorlukları şarkılarınla atlattım, yaralarımı onlar sardı. Peki, ya sen şarkılarının neler hissettirmesini bekliyorsun? Onlar ortaya çıkarken beklentilerin neler oluyor?

Tam olarak senin beslendiğin şekilde. Bu sesi, hikâyeleri duymaya ihtiyacı olan herkes duysun ve destek alsın istiyorum. Sonuçta ben basit bir insanım. Kendimce bir şeyler yaşamışım. Bunları müzik vasıtasıyla sizlere aktarıyorum. Ama bunlar hepimizin hikâyeleri. Buna canı gönülden inanıyorum. En çok güç aldığım şey de bu. Bam telime basan… Bunu düşündüğümde motivasyonum tavana çıkıyor. Çünkü biliyorum ki, şu an bir yerlerde biri ofisin tuvaletinde ağlıyor ya da yastığına sıkıca sarılmış, ne yapacağını bilemez bir halde hissediyor. Eğer bir şekilde hiç tanışamayacağım birilerinin kulağına güzellikleri fısıldayabilir ve biraz olsun güç verebilirsem ne âlâ. Böyle bir şeye ihtiyacım olan çok zaman oldu, hatta ihtiyacım olduğu ama farkında bile olmadığım…
Çok acayip şeyler bunlar, yazarken bile düşüncesi etkiliyor. Aslında birçok şeye ihtiyaç duyuyoruz, ama o ihtiyaçlarımızın farkına bile varamıyoruz. Çünkü öyle ya da böyle, hayatlarımızda öncelikli olan yüzeysel durumlar oluyor. O öncelikleri güçlü tutabilmek için duygularımızın önüne duvarlar örebiliyoruz.

Daha da somutlaştırmak gerekirse, bu şarkılar bütün duvarları indirsin isterim, gözlerdeki donukluğu alsın, yerine kuş cıvıltıları bıraksın, elleri ayakları titretsin, duyguları boşaltsın, biraz olsun gevşesin isterim insanlar en azından… Niyetim sadece güzellikler olsun. İstenmeyen şeyler, terslikler zaten oluyor. Mühim olan her şeyi güzel görebilen gözlere dönüşebilmek diye algılıyorum hayatı. İyiyi kötüden ayırmadan iyiyi de kötüyü de aynı sevdi mi insan, daha ne derdi olabilir ki zaten?

Ne kadar katılırsın bilmiyorum, ama bence başkalarına iyi gelen insanların içinde daha çok fırtına kopuyor. Bu bağlamda baktığımızda Çınar Türker’e hangi kişi, eylem, şarkı ya da nesne yara bandı oluyor?

Hayatım boyunca kalbime dokunabilen kimse olmadı. Bir kişi dokundu ama o farkında değildi, biraz onun sayesinde kendi kalbime dokunmayı başardım. Tabii birçok müzisyen var elbet beni etkilemiş olan. Mesela Elliott Smith dinlerken zaman zaman gözyaşlarımı tutamadığımı iyi biliyorum ya da Kings of Convenience. Bazı sözler vardır öyle bir anda gelir ve yakalar ki sizi, teslim olursunuz. Öyle şeyler yaşadığımda yaşadığımı hissediyorum, çok iyi geliyor. Bu saydığım ve saymadığım müzisyenlerde o bir cümleyi kelimeyi buluyorum ve kalbimi sarıyor. Kendi şarkılarımı söylemek de çok iyi geliyor açıkçası. Saf hikâyem olduğu için doğrudan kalbime dokunuyor.

Çınar, Korkak Kral’ı çalarken

Korkak Kral kendisine neler neler ettiğini anlayıp korkularını yendi mi? Yoksa yaveri her daim oralarda mı hâlâ?

Şarkı sözleri Ayşegül’e ait. Ama kendi üzerimden cevaplamam gerekirse, evet kendime neler ettiğimin farkına vardım ve korkularım da zamanla yavaş yavaş gitmeye başladı 🙂 . Yaver yine arada kendini gösterip dengemi bozmuyor değil, ama bu zaman alacak bir şey. Gelecek kaygısı çok ilginç bir şey. Belki de ölümle barışık olabilse insan, hiç böyle kaygıları olmayacak. Çünkü bütün dertler bir sepete, ölüm bir sepete….

Sana dair olan bu soruları bir zaman çizelgesine koyduğumuzda, şu ana kadar hep geçmişi ve şimdiyi konuştuk. Artık gelecekten bahsetme vakti gelmiş olmalı. Müziğinle hedeflediğin planlar neler ve insanlar seni nerelerde ne zaman dinleyebilecek?

İlk arzum müziğimi olabildiğince çok kişiye ulaştırmak. Ve zaman içinde istenirse, sevenlerle buluşmak ve hep beraber söyleyebilmek. Ufak çaplı konserler yapmaya başladım. İlerleyen zamanlarda konserlerin artmasını umuyorum. Yakın zamanda İstanbul’a gitme planım var. Orada da bazı aksiyonlar gerçekleştirmek istiyorum. Nerede yaşayacağım şu anda belli değil, ama bulunduğum şehrin sokaklarında her an bana rastlayabilirsiniz. Onun dışında zaten Youtube’tan (Çınar Türker) olabildiğince aktif şekilde video ve müzik paylaşmaya özen gösteriyorum. Oradan da dinleyebilirler.

Son olarak, burayı okuyan insanlara ne söylersin? Belki bu sayede dünden kalan tüm tozları üzerlerinden silkmelerine bir nebze yardımcı olabilirsin…

Birçok acı, sıkıntı, mutsuzluk yaşıyoruz. Birçok zaman da yalnız olduğumuzu, yanlış olduğumuzu düşünüyoruz belki de… Kalbimizin derinliklerinde inandığımız şeyleri bırakıveriyoruz bir uçurtma gibi ve yavaş yavaş kayboluşunu izliyoruz bulutların arasında. İşte o uçurtmaya sıkıca tutunun ve gittiği yere gidin, nereye gittiğini bilmeseniz bile. Çok korkutucu geliyor olabilir. Ne kadar zor da olsa en nihayetinde mutlu olacağınız yer, kalbinizin götürdüğü yer olacaktır. Kendinize ne olursa olsun yüklenmeyin. Sevgiye odaklanın. Kendinizi unutmayın. Görüşmek üzere!

Çınar Türker’e aşağıdaki sosyal medya hesaplarından ulaşabilir ve kendisinin Youtube kanalına abone olabilirsin:

Youtube kanalına abone olmak için http://goo.gl/Mce3Gh
Instagram http://goo.gl/PBQrWY
Facebook http://goo.gl/F1ys2j
Soundcloudhttp://goo.gl/44rbR6

Bu yazının çizerliğini üstlenen Büşra Özdemir’e ve redaktörlüğünü yapan Erdal Türker’e çok teşekkürler.

Yazar Hakkında

Bengü Akagül

Kitap okur, film ve dizi izler, yazı yazar. Fantastik ilk göz ağrısı olsa da son zamanlarda birçok türde okumakta ve izlemektedir.

Yorum

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

  • Cici ve güzel BENGÜ;
    Ben Çınar’ın babası Erdal. Bu kapsamlı çalışman için hem Çınar’ın babası olarak, hem de 71 yaşında bir insan olarak seni kutluyorum. Aklına, yüreğine sağlık.
    Hayat yolunun hep açık ve aydınlık olmasını dilerim.

    • Merhabalar sevgili Erdal Bey,

      Bütün güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim. Sizden bunları duymak benim için büyük bir mutluluk.

      Umarım hepimizin yolu her daim aydınlık olur.

      Kendinize iyi bakın, sevgiyle kalın!

      Bengü.

Preminger Youtube’da

Preminger Instagram’da

Preminger Twitter’da

Preminger’de Dinleti