Merak Eyleme

Halen Daha Buralardayım

Son yazımı 15 Kasımda girip benim gittiğimi sandınız, değil mi?

Kolay kolay bırakmayacağım. “Doruk ne olur git!”,diyene kadar buralar hep benim!

 

Varoluşun Dayanılmaz Hafifliği

737596_movie-hoppip-imt-alfred-hitchcock-james-stewart-vertigo

Tavan arası odam vardı bir zamanlar,ufak ama bana yetecek kadar. Her sabah uyandığımda ufacık camından hayallerimi aydınlatacak kadar ışık süzülürdü içeri,hiç şaşmadı. O ışığı ne zaman görsem yaşadığımı hissettim ve tekrar şükrettim tanrıya. Küçük bir odam vardı ama kocaman duygularım vardı,bir ben bir de yarasaydık odada. Hiç üşenmeden o ışığı her sabah anlatırdım yarasaya. Hayatımdaki tek dostuma bunu yapmayacaksam kime yapacaktım? Çok iyi anlaşan türler olmamamıza rağmen ikimizde varoluşun dayanılmaz hafifliği ile bağlıydık birbirimize. Varoluşumuzun neden var olduğumuzun farkındaydık elbet. Dünyayı kurtarmak değil tabii,gerçi hangi dünyadan bahsettiğinize göre de değişebilir. Benim dünyamı kurtarmama gerek yoktu,gözlerimi kapattığımda o küçücük oda adeta Orta Dünya oluyordu,elf kankilerim,cüce biraderlerim,hobbitler yine goygoyda… Orklar bile tavla batak okey atıyor o derece boşlamışlar. Herkeste bir hafiflik. Elfler o kasıntılıktan kurtulmuş yüzyıllarca yaşamalarına rağmen bir daha mı geleceğiz dünyaya fikri hepsine nüfuz etmiş. Hepsinin gün ışığında birbirine sarılası geliyor ama son gibi değil,hep gibi. Açıyorum gözlerimi,çirkin binalarla dolu,oksijenden yoksun dünyaya,bir hayal kırıklığı hakim havada… olsun inandım ben bu dünyaya her sabah yarasaya gün ışığını anlatıp sevineceğini düşündüğüm kadar inandım. 

 

Kelimeler veya cümle için Berk Rona’ya teşekkür ediyorum. Hocam Viyana’dan bir biranı alırım artık!

 

Bahçe,Sevişmek,Eşarp

a_pub_in_toronto

Öncelikle selam,her ne kadar okuyor musun bilmiyorum ama yazıyorum işte. Artık öncesi gibi yazamıyor insanlar. Adresin doğru mu onu bile bilmiyorum. Umurumda da değil. Ben senin varlığına gönderiyorum bu mektupları. Seni sadece bir kez gördüm,daha göremedim. Evini bir kez gördüm daha göremedim. Yıllardır tanıdığın insanları kıskandım. Gülüşlerini kıskandım. Paylaştığın kahkahaları kıskandım ama hiçbir zaman seviştiğin erkekleri kıskanmadım. Sanma ki vücuden arzuluyorum seni. Seni ilk görüşümü seviyorum ben. Saçların hafif dalgalı,gözünde yıllardır kullanıldığı belli hafif eskimiş güneş gözlüğün,saçında ise… Bandana mı eşarp mı olduğuna karar verememiş bir bez. Gülerek geldin yanıma dedin ki “bana bir bira verir misin?” Bana bu soruyu sormana bile gerek yoktu sen o yolda yürürken ben zaten sana vücudumun tüm hislerini vermiştim bile,de ki o an bana bahçende bira yetiştir çıkar ver bana…. Diyemem ki yapamam. Ben senin gülüşüne serdim tüm içkileri. Kimdim ki ben senin için? Yaz günü,yazlık bir mekanda sıradan bir barmen. Akşam sarhoş oldun,sanma ki sapığım. Bıraktım evine. Adımlarımı saydım evine giderken benden ne kadar uzak kalacaksın diye. Elimde değil ezberledim evini,sokağını,caddeni. Şimdi de yazıyorum işte sana,zor oldu bu cesareti toplamak benim için. 1 haftadır yazıyorum sana. Seni tek bir kez görmek yetti bana,sonra göremedim seni. Hep içtiğin biranı koydum masana. Gelmedin. Ben,gözlerim ve sandalyen 2 ay boyunca romantik akşamlar yaşadık.
Nasılsın?
Neredesin?
Gelmeyecek misin?
Sanma ki sensiz yapamıyorum.
Biran ısındı,içsene,gelsene,gülsene yine.

 

Unutmayın Buralar Hep Benim.

Yazıyı gönlünüzce paylaşabilirsiniz!
<a href="https://www try this out.pinterest.com/pin/create/button/?url=&media=&description=” data-pin-do=”buttonPin” data-pin-save=”true”data-pin-count=”none”>

Yazar Hakkında

Doruk Özdemir

96 doğumlu olup 90'ların sonuna yetişen bir gencimdir özelimde. İstanbul'da doğdum,büyüdüm. Sizleri İstanbul'un ara sokakları kadar karışık olan hayalgücümün ara sokaklarında gezdireceğim. Biraz gizem her zaman iyidir.

Yorum Yap

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Preminger Youtube’da

Preminger Instagram’da

Preminger Twitter’da

Preminger’de Dinleti