Manchester by the Sea ile Ufak Bir Kıvılcım

Bir film izlemek.

İki saat.

Oturmak ve iki saat bir ekrana bakmak.

Bazen sorguluyorum bunu.

Bir görüntü, başka birinin yazdığı bir senaryo… Bunlar, ne kadar dağıtabilir bir insanı?

***

Başkasının hayal gücünden çıkan bir varlık harmanlanır.

Harmanlanan varlık “senaryo” adını alır.

Ve senaryo perdeye aktarılırken kurgulanır.

Her şey gibi.

“Hayat da bir kurgu belki,” demek istedim şu an.

Ya da kurgulanmış bir senaryo demek daha mı doğru olur?

Hayatta olan, olabilecek olan hayal gücü ürünlerini görmek mi sorguladığım?

Kayboluyorum içinde kavramların.

Unutalım hepsini.

İnsan neden unutmak istediklerini unutamaz?

Şu an her şeyi siliyorum yine de kafamdan. Ne kadar mümkünse işte.

Geri dönüyorum senaryoya…

Hayatta en çok korktuğum iki şeyi iki saat bir ekrana bakarak seyrettim. Yangını ve ölümü.

Beni dağlayacak bir ölüm yaşamadım çevremde henüz. Ne ailem ne arkadaşlarım.

Ya olursa korkusu sarıyor içimi her zaman.

İşte şu an her şeyi unutum. Bu kavramlara odaklanırken -ölüm ve yangına- konuşmamın başını hatırlamamın tam zamanı. Bir filmde korktuğum şeyleri seyrettim. Başka gözden, başka dilden ve başka kafalardan.

Neye yol açtı bunlar?

Sarıldım. İçimden hiçbir zaman hiç kimseyi kaybetmemeyi dileyerek.

Kimseyi kaybetmemek.

Kimseyi kaybetmemek mi?

O da bir yalan.

Zaman akıp gidiyor.

Yol uzun, her şey bir gün bitecek.

Sonsuzluk hükmedecek.

Sonsuzluk.

Yazar Hakkında

Bengü Akagül

Kitap okur, film ve dizi izler, yazı yazar. Fantastik ilk göz ağrısı olsa da son zamanlarda birçok türde okumakta ve izlemektedir.

Yorum Yap

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Preminger Youtube’da

Preminger Instagram’da

Preminger Twitter’da

Preminger’de Dinleti