KÖYLÜLERİ ÖLDÜRMELİ MİYİZ?

Bir hafta vizelerden dolayı sizlerle olamadık sevgili okurlar.Bu hafta o yazıyı da telafi edecek bir yazı yazmak istedim.Enteresan bir konu ve başlık seçtim.İyi okumalar…

Şükrü Erbaş’ın okuduğumda şok etkisi yaratan şiirinden bahsetmek istiyorum siz canım okurlarımıza.Şairi belki hiç duymadınız,belki de popüler kültürün etkisi yüzünden tanıyorsunuzdur.Ama ben babamın eski solcu olması dolayısı ile daha önceleri duymuştum adını.Öyledir çünkü isminiz Deniz ise kültürlü olmak zorundasınızdır,ismin hakkını vermek için.Benim babam böyle iken Şükrü Erbaş’ın babası belki de köylüydü kim bilir?Yozgat’ta doğan şair ilk ve orta öğrenimini başkentte tamamlamış.Gazi Üniversitesinde okuduktan sonra TMO’da memurluk yapmıştır.Belki de öldürmeli diye şiir yazdığı köylüleri bu vesile ile tanımıştır.


ŞÜKRÜ ERBAŞ
ŞÜKRÜ ERBAŞ

 

Çünkü onlar ağır kanlı adamlardır

Değişen bir dünyaya karşı

Kerpiç duvarlar gibi katı

Çakır dikenleri gibi susuz

Kayıtsızca direnerek yaşarlar.

Aptal, kaba ve kurnazdırlar.

İnanarak ve kolayca yalan söylerler.

Paraları olsa da

Yoksul görünmek gibi bir hünerleri vardır.

Her şeyi hafife alır ve herkese söverler.

Yağmuru, rüzgarı ve güneşi

Bir gün olsun ekinleri akıllarına gelmeden

Düşünemezler…

Ve birbirlerinin sınırlarını sürerek

Topraklarını büyütmeye çalışırlar.

 

Yukarıda bahsettiğim dizelerde köylülerin ne kadar katı ve toprak düşkünü insanlar olduklarından bahsediyor.Bazı haklı noktaları da yok değildir.Köylüler hasat zamanı yağmur yağdığında bazen Mikail’e bile sövebilirler.Bilmezler ki Mikail sadece emir kulu.Nerede okuduğumu hatırlamadığım bir yerde ‘’İnsan toprakla uğraştıkça toprağa girmeyi o kadar hak eder.’’ yazıyordu.

10775536

Çünkü onlar karılarını döverler

Seslerinin tonu yumuşak değildir

Dışarda ezildikçe içerde zulüm kesilirler.

Gazete okumaz ve haksızlığa

Ancak kendileri uğrarlarsa karşı çıkarlar.

Adım başı pınar olsa da köylerinde

Temiz giyinmez ve her zaman

Bir karış sakalla gezerler.

Çocuklarını iyi yetiştiremezler

Evlerinde, kitap, müzik ve resim yoktur.

Bir gün olsun dişlerini fırçalamaz

Ve şapkalarını ancak yatarken çıkarırlar.

 

Bu dizelerde köylülerin nasıl çağ dışı davrandıklarından, müzikten,edebiyattan bihaber olduklarından bahsediyor şair.Türk toplumunda Hintlilerde gibi katı olmasa da bir kast sistemi olduğunu söylüyor bence.Çünkü eğer babanız köylü ise ve siz de istisna değilseniz yüksek ihtimal siz de köylü olacaksınız ve sömürü çarkına gireceksiniz.O yüzden en az 3 çocuk yapın sömürülecek daha çok insan lazım.Bir de babanızın Sinan Çetin olması gibi bir ihtimal var;o zaman insan öldürseniz bile cezası yok.

 

65bebadcf39faccbd8b726c827176b42

Çünkü onlar otobüslerde ayaklarını çıkarırlar

Ayak ve ağız kokuları içinde kurulup koltuklara

Herkesi bunalta bunalta, yüksek perdeden

Kızlarının talihsizliğini

ve hayırsız oğullarını anlatırlar.

Yoksulluktan kıvrandıkları halde, şükür içinde

Bunun, Tanrının bir lütfu olduğuna inanırlar.

Ve önemsiz bir şeyden söz eder gibi, her fırsatta

Gizli bir övünçle, uzak şehirdeki

Zengin bir akrabalarından söz ederler.

Kibardırlar lokantada yemek yemeyi bilecek kadar

Ama sokağa çıkar çıkmaz sümküre sümküre

Yollara tükürürler..

Ve sonra şaşarak temizliğine ve düzenine

Şehirde yaşamanın iyiliğinden konuşurlar.

koylu-guzeli

Bu satırlarda toplum kurallarını bilmediklerinden yakınma var genellikle.Anlamsız kadercilikle suçluyor köylü insanları.Zengin insanlara özendiklerinden söz ediyor.Ekonomik sebeplerden(!) gidemedikleri şehre aşırı meraklı olduklarını söylüyor.’’Ne olur yani Nusret’e söyleriz bir şube de köye açar bu sorun da böylece çözülüveririr.’’ diye saçma çözüm üreteceklere bile nasıl alkış tutacaklarından bahsediyor.

Çünkü onlar ilk akşamdan uyurlar.

Yarı gecelerde yıldızlara bakarak

Başka dünyaları düşünmek gibi tutkuları yoktur.

Gökyüzünü, baharda yağmur yağarsa

Ve yaz güneşleri ekinlerini yetirirse severler.

Hayal güçleri kıttır ve hiçbir yeniliğe

-Bu verimi yüksek bir tohum bile olsa-

Sonuçlarını görmeden inanmazlar.

Dünyanın gelişimine bir katkıları yoktur.

Mülk düşkünüdürler amansız derecede

Bir ülkenin geleceği

Küçücük topraklarını ipoteği altındadır.

Ve birer kaya parçası gibi dururlar su geçirmeden

Zamanın derin ırmakları önünde…

orman-yanginina-koylu-kadinlar-mudahale-etti-iha-20121002aw000868-4-t

Gelelim bu tamamı çok uzun şiirin son bölümlerine.Toplumumuzdaki köylü kesimin fotoğrafını tuhaftır kelimelerle çeken şair sayın fotoğrafçımız Furkan Karabacak’ın fotoğraf makinesi ile yaptığından daha iyi iş çıkarmış görünüyor.Siz bu şiiri okuyunca belki de köylüye sınırsız bir nefret olduğunu düşünüyor olabilirsiniz.Oturduğunuz apartman dairesinde önünüzdeki bilgisayar, bu tarz yorumlar çok doğal.Sakin olun.Memuriyeti sırasında köylülere anlam vermeye çalışmış,mücadele etmiş,değiştirmeye çalışmış, ve sonunda pes etmiş bir adamın sitem dolu yazısı olarak görüyor ve sorunun çözümü için tek bir yol öneriyorum.Bütün işçi ve köylüler iktidar olmadığı sürece bu eşitsizlik bitmez.Artık ayakların baş olması dileğiyle…

Yazar Hakkında

Deniz Cem Tali

1997 senesinde Karşıyaka'da doğmuşum.Ardından ailemle Denizli'ye göç ettik. Liseyi Denizli'de bitirdim. Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi Edebiyat Öğretmenliği bölümünde okuyorum.Güzel insanların oluşturduğu bu topluluğa bir parça edebiyat katmaya geldim.

Yorum Yap

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Preminger Youtube’da

Preminger Instagram’da

Preminger Twitter’da

Preminger’de Dinleti