Kintsugi

(Veya “Kırık Kalpler En Tatlışıdır Aslında”)

Bir vazo düşünün. Çin vazosu. Üstünde sarı kıvrımlar var,bir sürü eski parlak çizgi. Peki neden var bunlar? Neden her yanı kaplı bu vazoların?


Cevap basit:

Kintsugi.

kintsugi

 

Kintsugi,en temelinde bir tabak çanak tamir etme sanatı.Kelime anlamı “altınla birleştirme”.  Yıllar yıllar önce bir Japon imparatorunun Çin’e tamire yolladığı çay kasesinin zımbalarla korkunç bir şekilde tamir edildiğini görünce hemen sanatkarlarına daha estetik bir yol bulmaları için emir vermiş. Onlar da altın lakelerle yapıştırıp getirmiş kaseyi ve bu tamir şekli öylesine beğenilmiş ki bu tarz parçaları toplayan koleksiyonerler kasten ellerindekileri kırıp tamir ettirmeye başlamış.Bu ilginç sanatınsa hiç beklenmedik felsefi bir yanı var.

Wabi sabi,aslen (anladığım kadarıyla) “doğada yalnız kaldığı için acınası hale gelmek” gibi ilginç bir anlamı olduğu iddia edilen bir felsefi terim. Geçicilik ve mükemmeliyetlikten uzaklığın güzellik olarak görülmesi fikrine dayanıyor. Yani, kenarı yamuk, (yaygın kanıya göre) kötü yapılmış bir bardak ,çok ince işlenmiş,sanatla dolu bir porselen fincandan daha güzel,daha değerli oluyor bu fikre göre.Hatta bu fikrin taşıyıcılarından birisiyle ilgili şöyle bir hikaye anlatılır:

Sen No Rikyu, wabi sabinin öncülerinden, bir gün birisinin evine gidiyor. Bu evin sahibi gururla antik bir Çin vazosunu gösteriyor misafirlerine. Rikyu Amca hiç umursamıyor bu vazoyu.Onun yerine oturup bir tane ağacın sallanan dalına bakıyor, muhabbet ediyor falan. Durum bu olunca ev sahibi sinirlenip kırıyor vazoyu. Diğer misafirler topluyor parçaları, wabisabiye uygun bir şekilde tamir ediyorlar, zaman geçiyor Rikyu bir daha geliyor,görüyor kırık vazoyu ve diyor ki “İşte şimdi muhteşem olmuş”.

Özetle temel mantık, kusuru,geçmişin hasarlarını gözetmek. Belki de insana aynı şekilde olduğunu hatırlatmak ve/veya başkalarının da öyle olduğunu öğretip insanlara başkalarını sevmeyi öğretmek. Belki de değil,belki de sadece olanla idare etmeyi öğrenmek veya bambaşka bir şey. Bunlar hep kişisel yorumlarım. Yine de mükemmelliyetçilikle yoğurulmuş Batı düşüncesinin yanında bir şeyleri düzeltmek yerine,olduğu gibi kabul eden veya düzelttiğinde de eski kırığını,hatasını gizlemektense onu daha da güzelleştirip, “işte ben buradan kırıldım ve hala sağlamım,hala yaşıyorum,bakın” demeyi savunan bir felsefenin varlığı insana ümit veriyor.

 

Sonuçta:

Doğa aslında o kadar da mükemmel değil,hiçbirimiz değiliz. Hepimiz kırıklarımızla varız ve bu kırıkları içimize gömüp sahte bir şekilde yapışık kalmaktansa mükemmellikten uzak yanlarımızı kabul edip sadece olduğumuz gibi de mutluca yaşayabiliriz.

 

Ya da yanılıyorumdur.

Her şeyi zaman gösterir.

 

Sağlıcakla kalın!

 

 

 

 

Yazar Hakkında

Oğulcan Cingiler

Şimdilik:
Bilim sever, safsatacı* bir safsata düşmanı ve sarkastik bir arkadaş.
(*:Hatasız kul olmaz.)

Yorum Yap

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Preminger Youtube’da

Preminger Instagram’da

Preminger Twitter’da

Preminger’de Dinleti