“KIBRIS BUGÜNDEN DAHA İYİ OLMAYACAK”

“Misal biz evleneceğiz biriyle. Eğer sen beni döversen şu kadar tazminatla boşanacağız diye anlaşma yapalım diyoruz. Tamam. Dövmek gibi bir derdi yoksa bu anlaşmaya hayır demez değil mi? Ama kesinlikle hayır diyorsa demek ki dövmeye niyeti vardır.”

-Emel Gökmen’in değerli katkılarıyla-



İşte böyle açıklıyordu Rum tarafının tutumunu, KKTC vatandaşı bir amcamız. Anlaşma metinlerindeki en büyük problemlerden biri buydu çünkü. Türk Barış Gücünün adadan çekilmesini istiyordu Rum tarafı ama Kıbrıslı Türklerin hafızalarında anılar halâ çok tazeydi…

Olası bir birleşmeye hiç olumlu bakmıyorlardı. Sütten ağızları yanmıştı bir kere. 1963 ve sonrası dönemden kalan görüntüler hayal meyal değil, capcanlı hafızalardaydı.

  •  “74 tarihinde 15-16 yaşındaydım. Silahla tarama yaptılar, esir aldılar. Çok acı bir şey. Yatakların altında saklanırdık. Babamı esir aldılar, Rum tarafına götürdüler. 25 gün esir aldılar bizi. Bizi yatakların altına sakladı büyüklerimiz genç kızız bizi alıp götürürler diye. Türk askeri geldi çıkın dediler evlerden. Barış gücü geldi dediler. Çıktık.Rumlar havadan taradılar bizi…”

  • (21 Aralık 1963’de, tarihe “Kanlı Noel” olarak geçen hadisenin zihinlerde ikonlaşmış fotoğrafı)

 

Geçmişten kalan bu güvensizlik ve yaşanan acıların tekrarı olacak endişesi ile kesinlikle federe devlet fikrine yanaşmıyorlardı. Cenevre’de halihazırda görüşülen maddeler arasında, tapu sahiplerinin eski mülklerine geri yerleşebilme maddesi de vardı. Ada halkı, 1960’da kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti Devleti’nde şuandaki gibi kuzeyde Türkler ve güneyde Rumlar olacak şekilde kesin çizgilerle ayrılmamıştı. Karışık olarak yaşadıkları alanlar mevcuttu ve bu madde ile isteyen mülk sahibi Rumlar, tekrar kuzeyde yaşayabilecekti. Bu fikir onların kanını dondurmaya yetiyordu. Türk askerinin adada sükunu sağlamak için bulunması şarttı ve dosta güven düşmana korku salmaya devam etmeliydi.

  • “Benim avantajım hiç yoktur Rum’dan. Çünkü Rum’la Türkün bir arada yaşaması mümkün değildir. Hiç güven yoktur. Türkiye buradan çekilirse Kıbrıs ölmüş demektir.”

 

  • “Türkiye’nin garantörlüğü çok önemli Kıbrıslı Türkler için. Siyasi kararlara etkin katılım çok önemli. Dönüşümlü başkanlık çok önemli. Kırmızıçizgilerimiz bunlar. Federal yapı çok önemli. Onların ( Rumların) ne kadar esneyeceğini göreceğiz. Onlar pek istemiyorlar (birleşmeyi) çünkü haksız bir şekilde Kıbrıs Cumhuriyeti makamını gasp etmiş durumdalar ve dünya devletleri de onları tanıyor. Bir pastanın tamamını yemek varken niye bir iki dilimini verelim diye düşünüyorlar.”

  • (Kıbrıs Barış Harekatında indirme yapan Türk askerleri,Türk Barış Gücü)

 

Anlaşma maddeleri, dönüşümlü devlet başkanlığı sistemini kapsıyor. Nüfus oranına göre yapılan düzenlemede Rum kesiminden 2 dönem, KKTC’den ise 1 dönem boyunca dönüşümlü olarak Kıbrıs Cumhuriyeti’ni temsil ve idare için başkan seçilecek. Şuanki durumda, 1960’da kurulan ve Birleşmiş Milletlerce de tanınan Kıbrıs Cumhuriyeti yalnızca Güney Kıbrıs’ı kapsayıp KKTC’yi ve KKTC’li Türkleri resmi olarak tanıyıp içine almıyor. Dolayısıyla BM tarafından tanınan ve Avrupa Birliği üyesi de olan Rum kesiminin, yani Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, birleşme fikrine sıcak bakmadığı, bu fonlardan gelen maddi imkânları adanın tamamına paylaştırmak istemediği görüşü hâkim.

Fakat Rum kesiminin BM ve AB gibi güçlü destekçileri ve uluslararası toplumda tanınırlığı olmasına rağmen, ekonomik açıdan pek parlak bir tablo çizdiği de söylenemez. Tıpkı Anavatan olarak gördükleri Yunanistan gibi ekonomik yardımlar sağlanmasına rağmen ekonomi tam anlamıyla düzlüğe çıkmış değil. Euro bölgesine dahil olduktan sonra işlerin pek de iyiye gitmediğini söyleyebiliriz. Bunun yanında Türkiye’nin KKTC’ye ciddi maddi yardım yaptığını da biliyoruz.

 

(Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki ( Güney Kıbrıs) ekonomi protestolarından biri)

 

  • “Kıbrıslı Türkler biter, ( anlaşma olursa). Bugünden daha iyi olmayacak. Rumlar AB’ye girdiği halde açlar. Tüm dünya tanıdığı halde, maddi yardım aldığı halde ne hale geldiler görüyoruz.”

 

  • “Onlara (Kıbrıs Cumhuriyeti’ne,Rumlara) AB’den para geliyor ama bizim de arkamızda Türkiye’miz var. Askerin çekilmesini istemiyorum. Ama onlar istiyorlar.”

 

 Toparlayacak olursak, anlaşmayı istemeyenler, yani federe bir Kıbrıs Devletine karşı olanlar temelde şu iki başlık altında birleşiyor :
  1. Rumların tıpkı 1963 sonrası gibi “ENOSİS” sevdasına düşüp kendilerini adada önce azınlık durumuna düşürmeleri ve sonrasında da tamamen adadan silmeleri.

 

  1. Rum bölgesine her türlü ekonomik yardıma rağmen ekonomide sıkıntılı günler yaşamaları ve ortak para birimi ile ekonomiye geçildikten sonra bu darboğaza kendilerinin de düşmesi.

 

Fikirlerini rica ettiğimiz diğer KKTC vatandaşları  ise ;

 

  • “Avantajları ( barış için) şuandan kestirmek zor da, birçok şeyin daha kötüye gideceği malum.”

 

  • “Şahsi fikrim anlaşma olmaması. Ben inanıyorumki eğer barış olursa, asker çekilirse burası eskisi gibi olur. Biz çocuklarımızı rahatlıkla büyütemeyiz.”

 

  • “Rumların istediği gibi bir anlaşma olursa 63 senesine geri döneceğiz ve gerçekleştiremedikleri ENOSİS’i gerçekleştirip Türklerden arındırılmış bir ada oluşturacaklar. Biz KKTC’nin geleceğini düşündüğümüz için bunun (anlaşmanın) yanlış olduğunu düşünüyoruz.”

 

şeklinde görüşlerini bizimle paylaştılar. Bir sonraki yazımızda ise birleşme fikrine sıcak bakan ve savunan KKTC vatandaşlarının bu  düşüncelerine zemin hazırlayan dayanak noktalarını sizlerle paylaşacağız.

Yazar Hakkında

Onur Kovacı

1996 yılının soğuk bir ayında Denizli'de doğdum.Şuan İstanbul'da, İstanbul Üniversitesi'nin havasını teneffüs etmekteyim. Lise dönemlerimden beri hep içimde olan "bir şeyler üretmek,her zaman üretmek ilkesi" ile "olmaz" denen şeyler üzerine gidiyorum. Coğrafya alanında özgün çalışmalar yürütmek hevesindeyim.

Yorum Yap

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Preminger Youtube’da

Preminger Instagram’da

Preminger Twitter’da

Preminger’de Dinleti