Kaynak Kontrolünün Gerekliliği

(Ya Da “Element Uydurmayı Bıraksak Mı Arkadaşlar?”)

 

Merhaba,
Diyecek çok fazla bir şeyim yokmuş gibi hissediyorum, fakat gelişmiş Dünya’nın geldiği hal ve çevremde gördüğüm bazı yaklaşımlar, bunu yazmamı gerekli kıldı:

“Lütfen kaynak kontrolü yapın.”

Lütfen.

Hani. Nasıl diyebilirim ki?..  Rivayetler güzeldir. Hikayeler çok tatlı hisler verebilir insana, içinizin güzel duygularla dolduğunu hissedebilirsiniz veya sadece hayatınız boyunca inandığınız şeyler olduğu için gelen bilgi çok güçlü kaynaklardan gelmediyse bile çok doğru bir veriymiş gibi hissettirebilir. Ne yazık ki hayat o kadar kolay değil. Yazdığımız, paylaştığımız her şeyin sorumluluğunu taşıyoruz. Bizim yüzümüzden yayılan her yanlış bilgi, birilerinin aklına giriyor. Birilerini kandırıyor. Bizi kandırıyor. Bilimsel bilginin değersiz olduğu toplumlarda hikayeler yükselirken, bilimden gelmeyen (veya yanlışlanmış) veriler yayılırken gerçeklik yavaşça sönerek kayboluyor. “Küresel ısınma yalanı!”, “Dünya aslında düz!”, “Aşılar otizm yayıyor!”, “Kanserin çaresi var bizden gizliyorlar!”, “Ay’a hiç gidilmedi” gibi fikirler çok çekici durabilir, gerçeklik çok sıkıcı geliyor olabilir, anlarım. Bu söylenen fikirler çok mantıklı duran şekillerde de açıklanıyor farkındayım , fakat bir fikrin kendi içinde tutarlı olması ve yarım gerçeklerle örtüşmesi , gerçeğe uygun olduğu anlamına gelmez. “Dünya düz, bu da kanıtı” deyip matematiksel hesaplamalarla hipotezinizi ispat etmeye çalıştığınızda hesabınızın yanlış olabileceğini öngörmelisiniz, sonuç olarak sizin sunduğunuz bu hesabın karşısında uzaya fırlatılmış börek videosunda yuvarlak olarak gözüken bir dünya var.

(bu videodaki yuvarlaklık sebebi GoPro lensi olabilir, ama fikri aldınız.)

 

Okumak Lazım

Bilim size çoğunlukla yalan söylemez. Bazen birkaç şirket gelir, birilerine para verirler. Bu paralarla “araştırma” yapılır ve nedense bu araştırma en fazla sponsor olan şirketin işine yarayacak şekilde sonuçlanır. Böyle şeyler de olabiliyor ne yazık ki, fakat kaynak kontrolü, size bu araştırmanın sponsorunu gösterebilir veya konuya dair başka araştırmalar size durumun gerçeğe daha yakın olan yanına götürebilir.

Şimdi burada ortaya çıkan bir durum var tabii ki: “Gerçek diye bir şey yok o zaman? Bir saattir “gerçek”, “gerçek” diyorsun da çelişen kaynaklar var demek ki?”

Evet. Tabii ki. Bir sürü konuda (bkz: x sebzesi kansere iyi mi geliyor yoksa kanser mi yapıyor) çok da iyi sonuçlanmamış araştırmalar var, fakat Dünya’nın şekli çok da büyük bir tartışma konusu değil ve her zaman bir tane balona kamera takıp yollayabilirsiniz, ama sorun bu değil. Sorun, internetin koca bir “yankı odası” (echo chamber) haline gelmiş olması. Google’a “aşılar otizm yapar mı” yazınca, insanların tek tek tüm linkleri okuması yerine “Anti-aşı.com” u görüp “aa bu benim fikrime uyuyor galiba” deyip, ona tıklayıp zihinlerini yalanla doldurması. Aynı şeyler sadece bilim için de geçerli değil bu arada,  her gün Takvim okursanız tüm dünyanın bizden korktuğunu düşünebilirsiniz. (Başıma bir şey gelmeyecekse: A Haber bence çok güzel bir komedi kanalı)

Demek istediğim: Oturun fact check dediğimiz naneden yapın. Hepimiz yapalım. Yapmadıkça kaybedeceğiz. İngiliz halkı, doğru düzgün bilgi edinmeyi beceremediği için Avrupa Birliği’nden ayrılmak zorunda kalıyor. Amerikan halkı aynı şekilde bir şarlatanı başa geçirdi ve başa gelen kişi de bilgi kontrolü konusunda kendisini seçenlerden çok farklı bir durumda değil. Oturup, söylediğimiz , yazdığımız her şeyi kontrol etmemiz gerekiyor. Başka türlü saplandığımız bataklardan çıkmamız çok olası olmaz.

 

Yazar Hakkında

Oğulcan Cingiler

Şimdilik:
Bilim sever, safsatacı* bir safsata düşmanı ve sarkastik bir arkadaş.
(*:Hatasız kul olmaz.)

Yorum Yap

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Preminger Youtube’da

Preminger Instagram’da

Preminger Twitter’da

Preminger’de Dinleti