Karpuz Kabuğundan Gemi Yapılır Mı?

Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak - Ahmet uluçay Filmi - Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak Üzerine

2009 yılında kaybettiğimiz Ahmet Uluçay’ın en büyük armağanıdır bizlere: Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak. Uzun bir süre kısa filmler çeken Uluçay gerekli desteği yoğun çabaları sonucu sağlar ve uzun metraj ilk ve tek filmini 2005’te gösterime sunar. Uluçay çocukluk döneminde yeşeren sinema aşkını biz sinemaseverlere esaslı bir şekilde sunmayı başarmıştır.


‘’Barbaros’un Donanması’’

Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filmi Kütahya’nın herhangi bir köyünde yaşayan iki sinema meraklısı gencin yazın çıraklık için kasabada geçirdiği bir yazı anlatıyor. Recep (İsmail Hakkı Taslak) ve Mehmet (Kadir Kaymaz) can verir bu iki gence film boyunca. Çocukluk ile gençliğin arasındaki köprüde ilerlemeye çalışmaktadırlar film boyunca. Hayalleri o küçük köy için kocamandır: Film çekmek. Ama kolay değildir işte köy yerinde böyle bir şeyi gerçekleştirmek. Recep karpuzcunun çırağı, Mehmet de berberin çırağıdır; yani ne maddi durumları el verir bir film makinesi almaya ne de onları yüreklendirecek birileri vardır köy yerinde. İş başa düşmüştür. Alırlar bulup bulabileceği kitapları, kasabadaki yırtılmış olan film şeritlerini çabası yüksek bir yola koyulurlar.

Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak - Ahmet uluçay Filmi - Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak Üzerine
Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak

Ahmet Uluçay kendi hikayesini anlatmaktadır bizlere Recep ile. Tüm yoksulluğuyla, umuduyla, çabasıyla, aşkıyla karşımızda capcanlı bir Uluçay durmaktadır. Bu gönlü güzel yönetmen daha sonraki röportajlarında  sinema sevgisini bizlere şu sözlerle aktarır: ‘’Sinemayı Edison ile Lumiere kardeşler bulmasa mutlaka İsmail’le biz bulurduk.’’ Daha ne kadar güzel anlatılabilir ki bir sevgi! Uluçay uzun metraj tek filmi ile de kanıtlamıştır kendisini hem Dünya hem de Türkiye sinemasına.

Gösterime girdikten sonra film ödülden ödüle koşar herkes bu muhteşem filmin yönetmeninin peşine düşer. Hem yurtdışı hem de yurtiçinde bir anda gündem konusu olur Uluçay. Bu müthiş ilgiye şu sözlerle karşılık verir: “Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak dedim, bir film yaptım, meğer Barbaros’un donanmasını yapmışım da haberim yok…”

Uluçay’ın Sinema Aşkı ve Film Yapısı

Ahmet Uluçay kısa filmlerinde adından söz ettirmeye başladığında bunun tek sebebi belki de (ya da bana göre) sağlam ve özgün görsel metaforlara sahip yapımlar ortaya koyabilmesiydi. Kırsalın hayal dolu ögelerini, büyük şehre gitme umudunu, kişilerin acı dolu ama bir o kadar da samimi yaşamlarını öyle güzel, kendine has üslubuyla anlatıyordu ki izleyenin ekrandan kendini alabilmesi mümkün olmuyordu. Peki uzun metraj tek filmi olan ‘’Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak’’ ile de bu üslubu sürdürebildi mi? Hem de ne sürdürmek! Bütünlüklü bir senaryo, doğal oyuncularla kurulan bir ekip olmasına rağmen harika oyunculuklar, sağlam görsel yapı ve daha nicesine sahip bir film ortaya koydu.

Ahmet Uluçay - Uluçay Filmi - Ahmet Uluçay Üzerine - Uluçay ve Karpuz Kabuğu

Yapı anlamında güzel yorumları yapan bir tek ben değilim. Usta kurgucu Mustafa Preşeva da (ki kendisi bu filmin montaj ekibinde yer alır) bir röportajında Uluçay’ın metaforları nasıl ustaca kullandığından övgüyle söz eder. Her planın anlam dolu olmasından, içinden alınacak tek bir ögenin domino taşı gibi filmi yıkacağından…

Uluçay’ın sinema aşkına kelimeler yetmez fakat onun ağzından bu aşkı duymak da paha biçilemez. Sinemanın onun için ne ifade ettiğini bir mülakatta şu sözlerle dile getirir: ‘’Ben çocukken, sinema nedir bilmezken, bir gün sınıfa bir makine getirdiler. Sınıfta sinema oynatacaklarmış. Makineyi bir sıraya koydular, ben döndüm, makineyi seyretmeye başladım. Adam dedi ki ‘buraya değil, duvara bakacaksın, orada oynayacak’. Ben o gün sinemanın bir kaçış olduğunu anladım.”

ahmetulucaykarpuzkabugu

Uluçay’ı 2009 yılında sağlık sorunları sebebiyle sonsuzluğa uğurladık. Ona bu güzel filmler için büyük bir şükran borçluyuz. Ruhu şad olsun…

Yazar Hakkında

İsmet Araç

1997 yılının 6 Ağustos sabahı dünyaya gözlerimi açtım. Müzikle tanışana dek neler yaşadığımı hatırlamıyorum. Bağlamayı elime alıp da aslında müziğin, sanatın çok öte bir şey olduğunu anladığımda nefes almaya başladım. Sonra ''görme'' kavramının aslında hayatı anlamak için en büyük eylem olduğunu anladım ve bir kültür, semiyoloji, sanat macerasına atıldım. Maceram devam etmekte...

Yorum Yap

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Preminger Youtube’da

Preminger Instagram’da

Preminger Twitter’da

Preminger’de Dinleti