KÂĞIDA-KALEME DOKUNUN!

Sonbaharı yavaş yavaş yolcu ediyoruz. Yerine misafir edeceğimiz kış uzaktan şöyle bir el sallıyor bize, geliyorum diyor. Birkaç haftaya metrobüslerde, metroda, otobüslerde, genel itibariyle bilboardlarda bir kampanya görebiliriz.” Suya sabuna dokunun,” diye. Geçmişte vardı, gene olacağını farz edelim en azından. Buna karşılık kış döneminde değil, mevsimlerin tamamında bir kampanyanın daha yürütülmesi kanısındayım :  “ Kâğıda-kaleme dokunun!”


Bahsettiğim ilk kampanyanın amacı sağlığımızı korumak ve hızla yayılan virüslere karşı bilinç oluşturmak/tı. Ben de hızla yayılan bilgisizliğe, cehalete karşı bir bilinç oluşturması açısından bu tarz bir kampanyanın var olmasını diliyorum. Kâğıt-kaleme gelince; kâğıt dediğimizde işin içine okunacak materyaller, kitaplar, dergiler, gazeteler giriyor. Bu konuda halimiz pek iç acıcı olmamasına rağmen; geçen haftalardaki Tüyap Kitap fuarının kalabalığı inanılmaz seviyelerdeydi. İnsanlarla çok içli dışlı bir şekilde hareket etmek zorunda kaldığımız için herkesin homurtularını duyuyordum. Ortak homurtu şuydu; “birde millet okumuyor derler!” Doğru derler. Başta ben, bumilletin çoğu okumuyor. Fakat derdim bu değil bugün.
dsc_3930    dsc_3931

Sözün toplum için genel anlamı okuyup araştırmak, bilinçlenmek ve bilinçlendirmek olabilir fakat işin bir de kaleme dokunma boyutu var. Burada yazar arkadaşlara biraz dokunduracağım. Meslek olarak yazarlara değil tabii, haddimiz değil. “Herhangi bir şey” yazarlara. Siz, kâğıda dokunuyor musunuz?

En son ne zaman bir kağıda bir şeyler yazdınız? Mürekkebin kokusunu ne zaman duydunuz? Saman kağıdını görünce sevgiyle baktınız mı? Kaç not defteriniz var? Yanınızda taşır mısınız?

pisanje-720x480

Buraya yazdığımız yazılar dahil hepsi bilgisayar üzerinde farklı yazı programları ile saniyeler içinde yazıp sildiğimiz metinlerin ürünü. Pratiklik olarak bize epey zaman kazandırıyor ama kâğıt ve kalemler ile de aramızı açıyor. Oysa bir kâğıt üzerinde yazmaya çalışsak kuyumcu titizliği ile ölçüp biçeceğimiz için her sözümüzün kıymeti kat be kat artacak. Zaten kıymetliler tabii, orası su götürmez bir gerçek. Lakin mürekkep kokusu sinecek üzerine, şekli gibi, tadı gibi kokusu da çok güzel olacak.

image

 

tumblr_mhv8ejfwtk1resc1ao1_500

Bu işi  -henüz- amatör seviyede yaptığımız için bu bize epeyce külfetli gelebilir, gelecektir de. “Haydi, herkes bu hafta taslak metnini oluştururken kâğıt kalem kullansın” gibi bir iddiam ve çağrım da yok. Başta ben uymam zaten. Gerek buradaki yazar arkadaşlarıma, gerekse bizi takip eden ve bizim gibi bir şeyler yazan arkadaşlarıma diyorum ki, arada da olsa kâğıda kaleme dokunalım. Kalem ile kelamın arasını açmadığımız gibi kâğıt ile kalemin de açmayalım. Ve çantamızda, cebimizde –saman kâğıdı mamulü-  bir küçük deftercik taşıyalım. ‘Kâğıdın’ bizde bıraktığı güzel izler gibi, biz de kâğıtta güzel izler bırakalım.

Yazar Hakkında

Onur Kovacı

1996 yılının soğuk bir ayında Denizli'de doğdum.Şuan İstanbul'da, İstanbul Üniversitesi'nin havasını teneffüs etmekteyim. Lise dönemlerimden beri hep içimde olan "bir şeyler üretmek,her zaman üretmek ilkesi" ile "olmaz" denen şeyler üzerine gidiyorum. Coğrafya alanında özgün çalışmalar yürütmek hevesindeyim.

Yorum Yap

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Preminger Youtube’da

Preminger Instagram’da

Preminger Twitter’da

Preminger’de Dinleti