İfade Özgürlüğü Bağlamında ”Castells-İspanya” Kararı

manuelcastells-ispanya-adalet

Davanın konusu: Seçilmiş bir senatör olan başvurucunun yani Manuel Castells’in haftalık yerel bir dergide yayımlanan yazısında faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmaması nedeniyle hükûmeti suçlaması üzerine dokunulmazlığının kaldırılması ve hapis cezasına çarptırılmasıdır.

Bir İspanyol vatandaşı olan Manuel Castells, olayın geçtiği sırada, Bask Bölgesinin bağımsızlığını savunan bir siyasal partinin bir senatörüdür.

manuel-castells
Manuel Castells

Manuel Castells’in yerel bir dergide yayımlanan ‘’Muafiyet Rezaleti’’ başlıklı makalesi şöyledir:

‘’Birkaç gün sonra, German Rodríguez’in Pamplona’da ve Joseba Barandiarán’ın San Sebastian’da öldürülmelerinin üstünden bir yıl geçmiş olacak. Yetkililer bu cinayetlerin faillerini belirleyemediler. Faillerin hangi örgüte mensup olduklarını da henüz tespit edemediler.(…)Bask Bölgesi’nde işlenen bitmez tükenmez bu faşist cinayetler listesinde yer alan tek bir cinayetin, tekrar ediyorum, tek bir cinayetin yetkililer tarafından aydınlatıldığına dair en küçük bir belirti yoktur.(…)İktidarda bulunan sağ kanat, bu çok sayıda suçun faillerini bulmak ve cezalandırmak için polisiyle, mahkemeleriyle ve cezaevleriyle, her  türlü araca sahip durumda. Ama endişelenmeyin, sağcılar kendilerini arayıp bulmayacaktır.(…)Bu eylemlerin ardında, sadece hükûmet, hükûmet partisi ve onların adamları olabilir. Bask muhaliflerinin insafsızca avlanmalarını ve ortadan kaldırılmalarını, giderek daha fazla politik bir vasıta olarak kullanacaklarını biliyoruz. Siyasal önseziden yoksun olarak böyle yapmak istiyorlarsa, bu onların problemi! Ama bir sonraki kurbanımızın hatırı için, sorumlular derhal bütün açıklığı ile ortaya çıkarılmalıdır.”

Olayı soruşturan yetkililer, Castells hakkında hükûmeti aşağılamak suçundan ceza davası açmışlardır. Yargılamaya yetkili Yüksek Mahkeme, Senatodan başvurucunun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasını istemiş, Senato da oyçokluğu ile Castells’in yasama dokunulmazlığını kaldırmıştır.


Castells’in avukatları, Yüksek Mahkemenin ilgili dairesinin beş üyesinden dördünü reddetmişlerdir ve bu üyelerin siyasi düşünceleri nedeniyle, Castells gibi hükûmete ve rejime muhalif olmakla tanınan bir kişinin düşünce özgürlüğü ile ilgili davasına bakmamalarını gerektiğini iddia etmişlerdir.

Avukatlar söz konusu makalenin gerçek bilgilere dayandığını ve sanığın kişisel görüşlerini değil, kamuoyunun görüşlerini ifade ettiğini belirtmişlerdir ve bilgilerin gerçekliğini ortaya koymak için delil sunmayı teklif etmişlerdir. Mahkeme ise Ceza Kanununun 461. maddesinin sadece kamu görevlilerine hakaret konusunda ispat hakkını öngördüğünü devlet kurumlarına yöneltilmiş aşağılama konusunda ispat hakkı istenemeyeceği kararına varmış, savunmanın göstermek istediği delillerin, söz konusu hakaretin belli kişileri değil hükûmetin tümünü kapsadığı gerekçesiyle bu davada kabul edilemeyeceğini belirtmiştir.

Yüksek Mahkeme makalede kullanılan ifadelerin hükûmetin itibarına zarar verecek kadar ağır olduğunu belirtmiştir.Buna ek olarak,Castells’in, hükûmetin faaliyetlerini gözlemleme ve eleştirme görevini yerine getirebilmesi için sahip olduğu Meclis İçtüzüğünde öngörülen ifade yollarını kullanmadığını ve bu nedenle seçmenlerin haklarını savunduğunu ileri süremeyeceğini kabul etmiştir.

manuelcastells-aihm-ispanya

Castells ise Yüksek Mahkemenin verdiği bu kararların daha yüksek bir Mahkeme tarafından incelenemediği ve yargılamanın uzun sürdüğü iddiaları ile şikâyette bulunmuştur. Castells ayrıca, Yüksek Mahkemenin delil gösterme talebini reddetmekle, masumluk karinesi ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

Castells’e göre mahkemenin kararı, Anayasanın 20. maddesinde düzenlenen ‘yayın araçları yoluyla doğru bilgi elde etme ve iletme’ hakkını ihlal etmektedir. Castells, bu hakkı, Anayasa Mahkemesinin ispat teklifini reddetmesine karşı yaptığı başvuruda belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi bu başvuruyu reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi kararınında, parlamenter ayrıcalıkların dar yorumlanması gerektiği, aksi takdirde başkalarının haklarını ihlal etmek için bir araç haline gelebileceğini ifade etmiştir.

AİHM’İN İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN İHLALİ KARARININ GEREKÇELERİ

Castells, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini iddia etmiştir. Hükûmet buna karşı çıkmıştır.

Castells’e göre, hükûmeti aşağılama suçundan hakkında ceza davası açılması ve sonra mahkûm edilmesi, özellikle makalesindeki beyanlarının doğruluğunu ispat etmesine izin verilmemesi, ifade özgürlüğüne müdahale oluşturmaktadır. Hükûmete göre ise; Yüksek Mahkeme bireylere karşı hakaretler için ispat hakkı tanımıştır. Ancak Castells, Hükümeti bir bütün olarak suçlamıştır. Dolayısıyla ispat hakkı tanınmaması ihlal teşkil etmez.

Castells, hakkındaki suçlama ve mahkûmiyet kararının, meşru bir amaç izlemediğini, kendisinin suçlandığı fiillerin herhangi bir tehlike meydana getirmediğini iddia etmektedir. Nitekim ona göre verilen kararların amacı kamu düzenini ve ulusal güvenliği korumak değil, aslında hükûmetin itibarını sağlam tutmaktır.

Castells ifade özgürlüğünün, seçmenlerin sözcüsü olan seçilmiş temsilciler için hayati önemini vurgulamaktadır. Üstelik söz konusu durum kamu yararı ile ilgili bir konuda olduğu takdirde bu özgürlük daha fazla koruma gerektirmektedir. Hükûmet için can sıkıcı olsa da, makalede geçen söz konusu olayların ortaya konulması kamu yararına hizmet etmiştir.


Hükûmete göre Castells siyasal tartışmanın sınırlarını aşmış, İspanya’nın kritik bir döneminde-Anayasanın kabulünden sonra, farklı siyasal görüşlerden bazı grupların siyasal şiddete başvurduğu bir sırada-hükûmeti sarsabilmek için makalesinde aşağılayıcı ifadeler kullanmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sözleşmede tanınan ifade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu vurgulamaktadır. İfade özgürlüğü, sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız olan haber ve düşünceler için değil; aynı zamanda aleyhte olan ve rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanmalıdır. Aksi takdirde demokratik toplumdan bahsedilemez.

Bu olayda Castells görüşlerini yaptırıma tabii olmaksızın senatoda ifade edebileceği halde, bir dergide dile getirmeyi tercih etmiştir. Böyle olması Castells’in hükûmeti eleştirme hakkını kaybettiği anlamına gelmez.

Demokratik sistemlerde hükûmetin eylem ve işlemleri, salt yasama ve yargı organlarının değil, basının ve kamuoyunun da denetimine tabidir. Dahası, hükûmetin sahip olduğu üstün mevki, kendisine karşı gerçekleştirilen haksız saldırıları ve eleştirileri karşılamak için ceza davası açma dışında başka yollara başvurma imkanı da sağlamaktadır. Bu yüzden böyle durumlarda ceza davası açma hakkı sınırlı olmalıdır.

manuelcastells-aihmkarari-ispanya


Bu davada Castells, makalesinde ortaya koyduğu olayların doğruluğunu ortaya koymak için hem Yüksek Mahkemeye hem de Anayasa Mahkemesine defalarca başvurmuştur. Castells’in görüşüne göre bu durum, beyanlarının aşağılama amacına sahip olmadığını göstermektedir.

Yüksek Mahkeme, kamu kurumlarına karşı hakaretler bakımından ispat hakkı taleplerinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle bu talebi kabul etmemiş; Anayasa Mahkemesi ise, bunun yasanın yorumlanması sorunu olduğu ve kendi yetkisinin dışında kaldığı kararına varmıştır. Bu nedenle Castells, kendisine karşı açılan bir davada, gerçeği ispata ve iyi niyete başvuramamıştır.


Hükûmetin itirazına göre,Castells’in iddiaları yeterince açık olmadığından bunların doğruluğu da gösterilemez. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine göre bu iddia ikna edici değildir. Başvurucu, makalesine Bask bölgesinde işlenen cinayetlerin ve yapılan saldırıların listesini vererek başlamış, sonra bu eylemlerin cezalandırılmadığını vurgulamış; farklı aşırı örgütlerin bu olaylara karıştığını iddia etmiş ve son olarak sorumlu olarak hükümeti işaret etmiştir. Castells’in iyi niyetini gösterebilmesi gibi, aslında bu iddiaların ispat edilebileceği de kuşkuludur. Castells’in göstermek istediği delilleri Yüksek Mahkeme kabul etmiş olsaydı, belki de gösterilen deliller iddia edilen olayların ispatı için yeterli olmayacaktı. Özetle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, söz konusu suçlar bakımından bu tür delillerin kabul edilip edilmemiş olmasına çok önem vermektedir ve kabul edilmemiş olmasını başvurucunun ifade özgürlüğüne bir müdahale olarak kabul etmektedir.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu gerekçelerle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. Maddesinin yani fikir ve ifade hürriyetinin ihlal edildiğine karar vermiştir.

*Değerli çizimleri için Büşra ÖZDEMİR’e şükranlarımızla!

KAYNAKÇA: 

[1]Doğru,O. ve Nalbant,A.(2013).İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi Cilt:2.Legal Yayıncılık

Yazar Hakkında

Kerim Kurt

Marmara Hukuk Fakültesi öğrencisi.Siyaset bilimi ve Felsefe meraklısı.Araştıran,sorgulayan,düşünen,yazan bir birey..

Yorum Yap

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Preminger Youtube’da

Preminger Instagram’da

Preminger Twitter’da

Preminger’de Dinleti