“DEZAVANTAJ YOK AVANTAJ ÇOK”

“ ’Dezavantaj yok avantaj çok.’ Bugüne kadar biz Kıbrıslı Türkler olarak bu çözümsüzlükten yana çok büyük sıkıntılar yaşamışız. Ambargolar altında kalmışız. Bu anlaşmayı yapmaktaki amaç bizim de Kıbrıslı Türkler olarak varlığımızı dünyaya kabul ettirmek ve Rum kesimindeki vatandaşlarla eşit haklara sahip olup AB’ye girmek.”

-Emel Gökmen’in değerli katkılarıyla-



 Var olma, var olduğunu ispatlama mücadelesi/şansı bir bakıma bu Federe devlet planı. Kıbrıslı Türklerin belki de itibar mücadelesi dünya arenasında. Ortak kurdukları bir Kıbrıs Devleti’nin üzerine oturmuş bir Rum yönetimi ve ada halkını temsil etmek için kurulmasına rağmen şuan resmiyette sadece Rumlardan oluştuğu varsayılan Bir Kıbrıs Cumhuriyeti Devleti…

Şuan BM tarafından, yani dünya tarafından tanınan bir devlette bulunan haklarının teslimini istiyor adanın Türk vatandaşları. Ve var olduklarının kabul görmesini.

  • “Ben kimlik istiyorum. Kıbrıs Türkü olarak ben kimliğimi istiyorum. Ben Bugün KKTC kimlik ve pasaportuyla Türkiye dışında hiçbir yere gidemiyorum. Ama 1960 senesinde kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı olduğum için onun pasaportuyla/kimliğiyle her yere gidebiliyorum. Ben Kıbrıs Türkü olarak kimliğimi istiyorum. Ve çocuklarımın da bir İstikbali yok, torunlarıma bir istikbal istiyorum. Onun için ben barış olmasını istiyorum. Tabii iki tarafın da barışa adam gibi katkı yapmasını istiyorum. 16 yaşında mevziye gittim ve şuan 70 yaşındayım. Ben barış istiyorum. Olası bir savaşta benim de çocuğum ölecek.”

 

Bu ağabeyimizin belirttiği gibi, KKTC vatandaşları KKTC kimlikleri ile yalnızca Türkiye’de kabul görüp seyahat, ticaret gibi haklardan yalnızca “ana vatan”da yararlanabiliyorlar. Ne yani, yalnızca Türkiye’ye mi gidiyorlar? Başka ülkeye giremezler mi?, sorularına şöyle cevap verebiliriz. İngiltere, Fransa, Avustralya başta olmak üzere birçok AB ve dünya ülkesinde yaşayan Kıbrıslı vatandaşlar var. Bu yerleşme ve seyahat hakkını onlara tanıyan ise 1960’da kurulan ve hala süregelen Kıbrıs Cumhuriyeti Devleti’ne ait pasaport ve kimliklerine sahip olmaları.

Ama Kıbrıs deyince genel görüş Rumların yaşadığı bir ada ve onları temsil eden bir devlet olduğu için, her ne kadar öyle olmasa da, Kıbrıslı Türkler kendilerini psikolojik olarak sığıntı gibi hissediyorlar. Adadaki Türkler’in, KKTC vatandaşı olarak resmiyette ne bir isimleri ne de bir hakları var dünya arenasında. Bu da onları başta psikolojik olmak üzere yıpratıyor.

Düşünün ki Türkiye Cumhuriyeti’nden futbol ve basketbol takımları sınırın hemen karşısında uluslararası turnuvalarda maçlara çıkabiliyor ve Kıbrıs Cumhuriyeti adına Rum takımları ile karşılaşabiliyorlar. Lakin resmi olarak tanınmayan KKTC ve ona bağlı spor federasyonları ile bağlı kulüpler ne yazık ki resmi turnuvalara katılamıyor. Hal böyle olunca psikolojik çöküntüyü varın siz düşünün. Sizin kurduğunuz bir devlet, siz olmadan sizin ana vatanınızdan takımlarla maçlara çıkıyor. Siz, ekran karşısında seyircisiniz…

 

  • “Bu iş bireysel ve toplumsal bir kurtuluş işidir. Barış isteyenler toplumu düşünen insanlardır. Çünkü bu toplumun bir geleceği yok. Dünya seni tanımıyor. Dünya seni tanımadığı için ticaret yapamıyorsun. Spor müsabakalarından mahrumsun, milli takımın ve marşın yok. Bir devletin yok. Barış istemeyenler bu düzenden nemalanan insanlardır. 74’te burada bir memur ordusu yaratıldı. Bu düzenin devamını isteyen insanlardır barış istemeyenler. Her türlü barış istemiyoruz. Adil bir barış istiyoruz.”

 

İşin bir de uluslararası arenada kazanılmış hakları mevcut. Gelen ekonomik yardımlar ve Avrupa Birliği’ne üye olan bir Kıbrıs Cumhuriyeti mevcut. 2004’te gelen AB üyeliği birçok alanda gelişmelere kapı araladı. Bunlardan en önemlisi de “Schengen “vizesi.

 

  • “ ‘Dezavantaj yok avantaj çok. Bugüne kadar biz Kıbrıslı Türkler olarak bu çözümsüzlükten yana çok büyük sıkıntılar yaşamışız. Ambargolar altında kalmışız. Bu anlaşmayı yapmaktaki amaç bizim de Kıbrıslı Türkler olarak varlığımızı dünyaya kabul ettirmek ve Rum kesimindeki vatandaşlarla eşit haklara sahip olup AB’ye girmek. Güney’dekiler yaşam standartları yüksek ve her şeye sahip oldukları için birleşmek istemiyor. Ben Güney’den kuzeye göçen bir Türk göçmeniyim. Benim ailemin tüm mal varlığı Güney’de ama ben buradayım. “

 

Birleşme fikrine iki toplumun da yeşil ışık yakmasındaki en büyük etken de Rumlar için Kuzey’de, Türkler için ise Güney’deki taşınmazları. Şuan Cenevre’de masada olan konulardan biri de taşınmazların hak sahiplerine iadesi. Daha önce belirttiğimiz gibi, 1960 senesinde kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nde iki halk kuzey ve Güney olarak net hatlar ile değil karışık olarak yaşıyorlardı. Ve doğal olarak ev, arsa, bahçe, tarla gibi mülkleri de adanın çeşitli yerlerinde bulunmaktaydı. Olası bir birleşmede hak sahipleri tapularına kavuşmuş olacaklar.

Toparlayacak olursak; Kıbrıslı Türkler

  1. KKTC vatandaşı olarak tanınmak, KKTC’yi dünyaya içinde kendilerinin yaşadığı bir vatan olarak tanıtmak,
  2. Bu tanınırlığın getirdiği sportif, ticari, ekonomik ve hukuki haklardan faydalanmak,
  3. Avrupa Birliği’ne üye olarak Schengen Vizesi’ne sahip olmak ,
  4. Mülklerine ait tapularına kavuşmak

 

gibi sebeplerden dolayı Federe bir Kıbrıs devletine olumlu bakmaktadırlar.  Bunların yanında adanın kuzeyinin de sahillerine daha fazla turist çekeceği ve gelen tursitlerin yüklü miktarlarda para bırakacağı aşikâr.

 

  • “Kıbrıs Akdeniz’de bir Açık hava müzesi. Bütün dünya hayran bu adaya fakat politik çelişkiler var bazen ters düşen görüşler de var. Ben burayı seviyorum her gün güneş görüyorum. Doğa çok güzel. Birleşme olayında avantajlar daha fazla. Güzellikler daha çok ortaya çıkacak.”

 

Fikirlerini aldığımız ve birleşme ihtimaline sıcak bakan diğer Kıbrıslılar ise ;

  • “Mutlaka avantaj ve dezavantajları olacak. Gençlerimizi en azından memlekete bağlarız. AB avantajı var. Halk arasında problem yok.”

 

  • “Benim Türk tarafından arkadaşlarım var Yunan tarafında yaşıyorum. İki taraftan da arkadaşlarım Kıbrıs bir olsun istiyorlar. Yunan tarafındaki bazı insanlar Türkleri sevmiyorlar. Biraz problem olsa da sorun çözülecektir ilerleyen dönemde. Yunanım, 12 yıldır Kıbrıs’ta yaşıyorum ve bu adayı, Kıbrıs’ı, çok seviyorum”.

 

  • “Barıştan daha güzel bir şey var mı dünyada? 15 yıldır kapılar açık hiçbir sorun yaşanmadı. ”Ortadoğu’nun Göbeğinde yüzen bir gemi Kıbrıs”. Toprak paylaşımı, üsler meselesi var. Adanın kıymetini bilmeyen sadece Kıbrıslılar, biz bilsek herkesi kovarız buradan.”

 

  • “Barış isteyenler AB’nin kendilerine çok güzel olanaklar sağlayacağını düşünüyor. Benim düşüncem barış olsun ama Rumların istediği şekilde olmasın. Ortak bir çerçevede olsun.”

 

şeklinde fikirleriyle bize katkı verdiler. Bundan sonra süreç nasıl gider, nasıl işler bilinmez fakat biz hasbelkader iki cepheden de fikirleri birinci ağızdan, Kıbrıs’tan, yüz yüze olarak alıp size ulaştırmaya çalıştık. Gönül isterdi ki Rum tarafından da fikirler alalım lakin şimdilik elimizden bu kadarı geldi. Belki bir gün, Güney’den de izlenimler paylaşırız. Belki bir gün…

 

Yazar Hakkında

Onur Kovacı

1996 yılının soğuk bir ayında Denizli'de doğdum.Şuan İstanbul'da, İstanbul Üniversitesi'nin havasını teneffüs etmekteyim. Lise dönemlerimden beri hep içimde olan "bir şeyler üretmek,her zaman üretmek ilkesi" ile "olmaz" denen şeyler üzerine gidiyorum. Coğrafya alanında özgün çalışmalar yürütmek hevesindeyim.

Yorum Yap

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Preminger Youtube’da

Preminger Instagram’da

Preminger Twitter’da

Preminger’de Dinleti