Çin Malı Sinemuayene: Guardians of the Galaxy Vol. 2

Oğulcan Cingiler, Guardians of the Galaxy Vol. 2 filmini Cappy Pulpy perspektifinden “Çin Malı Sinemuayene” başlığı altında inceliyor.


(Ya Da “Marvel Neden Biten Film Çekemiyor?”)

İzlemediyseniz okumayın.

Bir portakal suyu hayal edin. Marka vereyim: Cappy. Hatta, tür olarak da “Pulpy” olan, parçacıklı yani (para falan almadık bunun için). Bu portakal suyunu piyasaya sürdünüz, herkes çok beğendi. Uf. Deli gibi satıyor. Tweetler, Facebook yorumları yağıyor şirketinizin hesaplarına: “Bu, dünyanın en iyi buluşu! Kısırdan sonraki en iyi şey!” falan yazıyor insanlar. Herkes çok mutlu. Tabi böyle olunca, doğru bir şey yaptığınızı fark edip toplantılarda en iyi neyi doğru yaptığınızı tartışıyorsunuz ki daha da iyisini yapabilin. Neler iyi olmuş:

  • İnsanlar parçacıkları sevmiş,
  • Portakal aroması biraz düzelmiş,
  • Aklıma gelmeyen başka bir sebep (yenilik falan).

Hemen Ar-Ge* birimine bu liste yollanıyor. “Bundan daha fazla istiyoruz. En iyisi bu. Bize bunu yapın,”,  Ar-Geciler de diyor ki: “Hay hay! EN İYİSİNİ YAPACAĞIZ,”  Alıyorlar eldeki Pulpy’i,daha da parçacık basıyorlar, daha da aroma basıyorlar, yenilik olsun diye şişesiz satıyorlar falan.

*Ar-Ge: Araştırma ve Geliştirme

Bir gidiyorsunuz markete…

Açıkta plastik poşetlerin içinde bu satılıyor:

 

Cıvık, iğrenç, geldiği andan itibaren bozulmaya başlamış bir portakal posası.

Ya da…

Şöyle mi desek:

Çok saçma bir postermiş bu da bu arada, Starlord’a bakın.

 

Başlayalım

Oğlum, siz ne diye bunu çektiniz? Siz n’aptınız?  Yıllarca “Hikayesiz film çekilir mi? Avengerslar gibi çöp film çıkarmayın lütfen bir daha, Kaptan Amerika’nın 2’yle, 3 güzel oldu bak. “Böyle işler yapmaya devam,” dedik, hiç mi kulağınıza gelmedi? Hayır. NEDEN? Neden yani?  İş belli, formül belli. Bundan nasıl böyle bir film çıkarabildiniz? Kim dedi size kendi parodiniz olun diye? Zorlama espriler, zorlama sahneler. Olmayan hikaye. Kafayı yiyeceğim.

Sakin.

Şimdi. Baştan alayım. Guardians of The Galaxy, mükemmeldi. Olmuştu. Gözlerimiz dolmuş halde falan sinemadan çıkartacaktı neredeyse, öyle bir şeydi. 5 alakasız karakteri güzel güzel ucundan tanıtıp, olaylar yaşatıp, düşman yendirip bitirmişlerdi. Bundaysa sosyopat oldukları inatla gözümüze sokulan karakterlerimiz, zorlama espriler ve hızlı gelişen ve etkisiz olan duygusallıklar var ( Kabul ediyorum, duygusal kısım o kadar hızlı gelişmemiş olabilir, film aşırı akıcıydı ve bu yüzden zaman algımda yanılmış olabilirim). Film, grup içi çatışmalar ile başlayıp bu çatışmaların sona ermesiyle bitiyor özetle, fakat bu durum öyle bir yedirilmiş ki, sanki prodüksiyondan birisi yazara gelip “Abi sen bunu yazmışsın da, bunda hiç karakter gelişimi yok. Karakter gelişimi mi eklesen? ” demiş gibi duruyor. Filmin başından sonuna karakter gelişimi var, her iyi hikayede olması gerektiği gibi, karakterler değişim geçiriyorlar, fakat bunların bir kısmı hiçbir şey ifade etmiyor.  Herhalde en anlamlı olan karakter gelişimi Nebula’nınkidir. Hikayesini öğreniyoruz, empati kuruyoruz onunla. Diğerlerinde olanlar ise sadece çöp: “Rocket ve Quill küs. Gamora ve Quill birbirini seviyor.”  Filmi biraz daha uzatmak, Rocket’ı ayrı düşürmek dışında pek bir işe yaramıyor. Ne yaptınız? Suicide Squad’ı izleyip hatalı yerlerinden sadece iki tanesini belirleyip oradan mı devam ettiniz? Bu nasıl iş yapmak?

Hikaye yok

Filmde kayda değer bir hikaye yok. Belli başlı olaylar var, MCU’nun geleceğini değiştirecek önemli şeyler var, fakat HİKAYE YOK.  Filmdeki hikayenin derinliği sokakta denk geldiğiniz aile bireyinin tam siz eve dönecekken sizden markete gitmenizi istemesi ve buna sinirlenmeniz kadar. Bu yani. “Babam varmış. Babam manyak. Babam ölmeli,”.

Bunun yanında alt hikayeler de var tabii ki: Rocket ve Yondu’nun mahkumiyeti gibi. Görece eğlenceli bir kısım olmasına rağmen (“Tazerface”) , orada abartılmış olan komedi unsurları rahatsız etti. Bebe Groot’un eşya bulamaması olayının uzunluğu, kaçan Nebula’ya yapılan espriler falan… Fazlaydı. Ayrıca, muhtemelen 1-2’den fazla kez karikatürize edilmiş karakter suratları görmesek de olabilirdi.

Babaya dönersek. Şöyle bir konuşma hayal edin: “Merhaba evladım. Ben baban. Tanrı olan. Aile mesleğimiz olan tanrılığı devam ettirmek ve gücümüzü Evren’e yaymak için beraber çalışmak istiyorum. Evet, anneni ben kanser ettim. Not: Ölümsüzüz. Yan not: Ama Evren’i mahvedeceğim.”

Aklınızdan ne geçerdi? Kolay değil. Babayı öldürmek istiyorsunuz. Annenizi öldürmüş, Evren’i mahvedecek falan, ama siz ölmeyeceksiniz. Yaratma gücünüz var. Tanrısınız. Çok kolay değil bence, fakat Quill için bir sorun yok gibi gözüküyor. Öldür babayı gitsin. Kim ne yapsın gücü falan, önemli olan “normal olmak”. **

**: Bu paragraf benim psikolojim hakkında farklı şeyler gösteriyor da olabilir.

Baba

Filmin ana konusu yapılmaya çalışılıp aksiyon ve esprilerden -veya sadece filmin kendini bir arada tutamamasından da olabilir-  hafiften arada kaynamış olan bir konu bu da: Babalık. Filmin başından itibaren Quill’in babasıyla ilişkisinin gelişimini, babasını kazanışını, hızlıca kaybedişini (manen), kendisini yeni bir baba buluşunu ve onu da hızlıca kaybedişini görüyoruz (madden). Bu kadar önemli, güzel işlenebilecek bir şeyin böylesine hızlı bir şekilde, aksiyonla bitirilmiş olması, filmin son sahnelerinin bir yerden sonra video oyununa dönüşmesi (bu sonuncusu kötü bir eleştiri olabilir) gibi olaylar, Yandu’nun duygusuzca öldürülmesi; filmin işini ne kadar kötü yaptığını gösteren etmenlerden. Tekrar soruyorum: Neden? Hani. Yapamadığınız bir iş değil. İlk filmi de sen çektin James Abi, yani, bu nasıl bir iş? Deadpool yüzünden mi? Suicide Squad’tan ders mi almadınız? Komiktiniz zaten siz. Hem niye uydunuz ki Marvel’a? Düzgünce film yapacaktınız ne güzel, ilk filmden sonra yakıştı mı bu?

Biten Film Çekememek

Marvel’ın en büyük problemi bu. Son birkaç yılda çıkardıkları birkaç yüz milyon filmden sadece 5 tanesinin falan bitebilen bir hikayesi vardı, film başka bir yere bağlanabilecek olsa bile kendi içinde tutarlı, güzel anlatımlı bir şekilde işlenebilmişti. (bkz: Captain Americalar, Guardians of The Galaxy) Bu film ise ne yazık ki pek öyleymiş gibi durmuyor. Sanki başka bir filme yer açabilmek için çekilmiş, olaylar olsun diye yapılmış gibi bir film. Bırakılsa maksimum 3 çizgi roman sayısına sığacak materyalle film çekmişler gibi ve bu en azından benim kanaatimde kesinlikle yeterli değil. Filmin derinliği yok, anlattığı hikaye vasat ve bu şekilde filmler çekmeye devam ettikçe umarım Marvel seyirci kaybeder ve batar (ve süper kahraman filmlerinden kurtuluruz) ya da en azından yeniden düzgün filmler çekmeye çalışır. Bir şeylerin değişmesi gerektiği belli. Yine de tüm bu eleştirilerime rağmen film gişede para basacak, IMDB’de de 8.1’ini almış, bir kenarda Avengers kankasıyla duruyor. (Ciddi ciddi Avengers’a 8,1’i kim verdi? Bir kendini gösterebilir mi? Bir şey soracağım.)

Özetle demek istediğim, keşke böyle olmasaydı. Keşke bu düzgün bir film olsaydı ve Avengers 3’ü de James Gunn çekecek diye sevinirken üzülmeye başlamasaydık, ama olmadı. Kader değilmiş.

Bir başka Çin Malı Sinemuayene’de belki görüşürüz, belki görüşmeyiz, ama başka yazılarla görüşmek üzere,

İyi film izlemeceler Preminger!

Yazar Hakkında

Oğulcan Cingiler

Şimdilik:
Bilim sever, safsatacı* bir safsata düşmanı ve sarkastik bir arkadaş.
(*:Hatasız kul olmaz.)

Yorum Yap

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Preminger Youtube’da

Preminger Instagram’da

Preminger Twitter’da

Preminger’de Dinleti