Bir Tecavüz Vakası

Dededen torununa büyük bir miras. Dedeme verdiğim sözü bu yazıyı sizlerle paylaşarak yerine getirmiş oluyorum.                                                                                     Keyifli okumalar Preminger Ailesi!

Aç parantez: (Bu hikaye Turgut Türsen tarafından yarışma hikayesi olarak yazılmıştır.)

Yakınları tarafından insanları uzlaştıran ,onların ruhsal durumlarını göz önüne alıp yargıya varan bir hakim olarak bilinirdi. İki taraf içinde ortalama bir karar verip,tarafların çok mağdur olmamalarını sağlardı ama sanılmasın ki adeletinin terazisi bozuk,insanlığa hürmetinden böyle davranırdı.Hiçbir zaman haksızlığa göz yummazdı.

,Hele ki numara yapan birisini göre dursun ona laik olduğu cezanın çok üstünde bir ceza verir, numara yaptığına bin pişman ederdi.Bir keresinde bulaşık işler çeviren avukat ve müvekkilini mahkeme salonunda yüzlerce kişi önünnde hiç utanmadan eşek sudan gelinceye kadar dövmüştü.İşin asıl ilginç tarafı müvekkil ve avukatın bu duruma hiçbir tepki göstermemesiydi.

Peki kimdi bu cesur hakim ? On dördüncü Sulh Ceza Hakimi Behlül Cilvegöz.


Cesur, adalet kılıcını kimseden sakınmayan bu hakim o akşam, kalemden kendisine havale edilen davaları gözden geçirirken az kalmıştı ki küçük dilini yutmasın. Davacı Engin, karısından şikayetçiydi. Bu bir boşanma davası değildi. Bu, gazetelerede manşet düşmüş tecavüz davası idi.

Zavallı Engin,karısının kendisine tecavüz ettiğini iddia ediyordu. Dava günü gelince bir başka gariplik su yüzüne çıktı.Kadının cüssesi Engin’in iki katı idi. Behlül Bey ilk olarak içinden bu cüssede ki bir kadının bir erkeğe tecavüz edebileceğini düşündü.

Sonra tekrar içine dönen Behlül Bey:”Anasını satayım,hayatta hiçbir kadın böyle ağız şapırtadıcı bir şekilde tecavüz etmedi. Herifteki talihe bak ,bir de kalkmış şikayet ediyor seni nankör herif!”, diye söylenip durdu.
Ne yalan söyleyelim, konu bana olduğu gibi Behlül Bey’e de ilginç gelmişti ki davanın ayrıntılarını merak ediyordu ve büyük bir hızla davacıya sordu.


”- Hadi durma anlat bakalım ..”
‘Davacı , karısını göstererek:

”Sayın Hakim, bu gördüğünüz Sayın Dürrüşehvar Hanımfendi kendisi… …Eski karım olmasını umuyorum her neyse, onun bababasına borcum vardı… …Ödeyemedim Sayın Hakim. Babası da bana ne derse beğenirsiniz Sayın Hakim.  “Bana bak borcunu öde, yoksa seni Bağkur emeklisi gibi süründürüm.”, demez mi? “Eğer yok ödemiyorsa kızımı al onla evlen.”, dedi.

Ben de ne bileyim Hakim Bey, hayallerimde ufak minyon bir kız hayal etmiştim. Zaten ödeyecek durumum da yok bari evleneyim dedim..Ama kızını yani şu gördüğünüz hanımefendiyi görünce affedersiniz ödüm dışkıma karıştı.

O ne cüsse!, dedim kendi kendime. Bu kadın beni bir hamlede yer.Ben iyisi mi çok çalışıp şu borcumu ödeyeyim, diyerekten bu teklifi geri çevirdim. “Sen misin geri çeviren?”, diye hiddetlendiler. Sayın Hakim Bey. İkisi de galeyana gelip beni dağa kaldırdılar. Baba kız bana ormanın derinliklerinde tecavüz ettiler, Sayın Hakim. Bir biri ,bir öteki. Artık mahvolmuştum.

Namus, artık benim için bir okul ismi falan olabilirdi herhalde. Yapacak tek seçenek vardı: Evlenmek; çünkü onlar benden Danimarka milli futbol takımı gibi ,teknik ve fizik bakımdan çok üstündü. Teknik bakımdan bana senedi imzalatmaya çalışırdı.

Fizik bakımından ise Hakim Bey, sorarım size: ‘Siz hiç yüz küsür kiloluk bir ağırlığın altında nefes almaya çalışmak nedir bilir misiniz?’     Yani Naim Süleymanoğlu bile bunun altından zor kalkar.

Neticede evlendik… …Alışmış kudurmuştan beterdir derler ya gerçekten öyle. Baba kız bana tecavüze devam ettiler.

Hem bu sefer ormanın derinliklerin de değil ha, beş katlı bir apartmanın üçüncü katında.”

Hakim ,Engin’in sözlerini keserek:

”Peki..Dürreşehvarın babasından davacı mısın? Ee sonuçta bu söylediklerin suç duyurusu niteliğinde.
Davacı olamazdım Hakim Bey. O gütürtü patırtı arasında senetlerimi geri almayı unutmuşum; fakat başka bir olay meydana geldi.Bunun babası yani kayınpederim bir trafik kazasında hak yolunan yürüdü sayın hakim bey.Herneyse tehlikenin birinin kurtulmuştum; ama öteki bütün haşmetiyle yola devam ediyordu… …Derken bir süre sonra gazete manşetlerinde ve magazin haberlerinde “EVLİLİKTE CİNSEL TECAVÜZ” tartışması gündeme geldi. Soruyorum size Hakim Bey: “Biz demokratik bir memlekette yaşamıyor muyuz? Ben bu vatanın bir evladı değil miydim? Benim de medeni haklarım yok mu?” Ezilmekten galvanize çinko haline gelmiştim.S onunda aklım başıma erdi Sayın Hakim Bey, ben bu kadından davacıyım.

-Peki boşanmayı mı istiyorsun ?

Yoo, dedi Engin. Boşanmak aklımında ucundan bile geçmedi. Aslına bakarsanız Dürrüşehvar iyi bir hanımefendidir. Bir kere namusludur, bu zamanda namuslu bir hanımefendiyi kim bulmuşta ben kaybedeyim Hakim Bey?

Ayrıca eli çok hamarattır.Ama geceleri, bazen de gündüzleri beni yere yıkar sonrası bildiğiniz gibi. Artık gavurların yaptığı şişirme balonlara döndüm hHakim Bey. Davacıyım ben bu kadından.
Hakim Behlül Bey, bir defa Dürrüşehvera alıcı gözüyle baktı, biraz iri göründü gözüne fakat epey güzeldi.


– ” Kızım kocanın dediklerini duydun .Sen ne diyorsun buna karşın?

Kadın utangaç bir tavırla boynunu eğerek:
-” Vallahi Hakim Bey, diyecek fazla bir şeyim yok kocamın anlattıkları yüzde yüz doğrudur. Lakin ben onun karısıyım.
Hakim Behlül Bey ara kararını vererek mahkemeyi bir ay sonra bir tarihe ertelemiştir. Hakim,mahkeme bitiminde Engin’e seslendi:
– “Sen mahkeme günü , dava başlamadan yarım saat evvel gel beni bul!”
Derken mahkeme günü geldi çattı ve Engin hakimi buldu.
Hakim kısık bir sesle :” Ulan Hıyar bir cüssene bak bir önce. Sana tecavüz edilse ne olur? Şurada tartıya çıksan kırk kilo ya gelir ya gelmezsin. Senin her tarafın tecavüz olsa ne olur! Seni uyarıyorum davanı geri al. Olayı uzatma, öpüşün barışın!
Engin inatla davayı geri almayacağını hakime söyledi. “Siz benim neler çektiğimi anlayamazsınız. Bu dava görülmeli Hakim Bey!”
Hakim Behlül Bey sessizliğe bürünmüştü.Bir kaç dakika sonra beklenen oldu.
Hakim Behlül Cilvegöz,  yüzlerce muhabirin ve tanığın önünde kararını açıkladı.

Yaz kızım.Karısı tarafından cinsel tecavüze uğradığı iddia edilen Hakkı oğlu Engin’in şikayeti incelendi. Haklı olduğu görüldü. Davacı Dürrüşehvarın kulağının çekilmesine, şehevi duygularının kontrol hususunda kendisine çeki düzen vermesinde 3 Türk Lirası 25 kuruş ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Dava bitmiştir.
SON

Yazar Hakkında

Erdem Türsen

1995 yılının başlarında dünyanın başını ağrıtma göreviyle dünyaya getirildim. Şu aralar İzmir Katip Çelebi Üniversitesi'nde Medya ve İletişim okuyorum. Kendimi sade bir tiyatro olarak nitelendirebilirim.Tiyatroya sahip çıkmak için buradayım.İnsana dair her şey ile sizlerle buluşacağız sayın ilgili.

Yorum Yap

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Preminger Youtube’da

Preminger Instagram’da

Preminger Twitter’da

Preminger’de Dinleti