ὀχλοκρατία

(Veya: “Demokrasiler yalan mı?”)

Merhaba Preminger.

Bayağıdır yazmıyorum. Bu sorumluluğumun bana verdiği esnekliği çok aşan zaman dilimi dahilinde iki bomba patladı, 50’den fazla kişi öldü. İyi eğlenceler Preminger, her gün devasa bir havai fişek gösterisine dönüşme yolunda ilerleyen ülkemize hoş geldin.

Bugün (19 Aralık idi, artık 20’sinde bulunuyorum ben, yazının çıkışı çok daha sonraki zamanlarda olacaktır) , Ankara’da Rus büyük elçisi öldürüldü. Öldüren “polis”. Bu ülkenin polisi. Arapça bir şeyler sayıklayıp hayatına devam etti bir süre. Halep dedi, Suriye dedi. Haksız değil adam, bir sürü insan öldü. Bir sürü insan, bir sürü başka insanın aptal hataları yüzünden öldü.

İdeoloji bataklığından çıkamayacak durumda olan insanların sömürülmesi yüzünden başkaları ölmeye devam ediyor. Eğitilmemiş, düşünmeyi öğrenmeyen toplumların, toplulukların var oluşları boyunca çıkamayacakları batak bu: Düşünemeyen adam, kendisine bağırarak, ağlayarak söylenen şeye inanır. İşine gelene inanır. Azıcık sırtını okşarsan senden olur.

19 senedir yaşıyorum. Dünya hakkında atıp tutmak için kısa bir süre. Çok çok kısa bir süre. Sadece yaşımı yazarak bile güvenirliğimi düşürdüm, fakat çok basit bir olay bu kardeşim: Ezilmiş olan, ezildiğini düşünen insanlar çok kolay galeyana geliyorlar, çok kolay “radikalleştiriliyorlar”. Irak, Suriye, Fransa… Ülkelerin dengesizlikleri , kendi vatandaşlarının birey olamamaları, birey haline getirilememeleri – şans verilmeyen kimse pek kendi kendine birey haline gelemiyor sanırım- , aşırı gruplaşmaları, insanların saçma sapan yollara girmelerini kolaylaştırıyor. Bunun sonuçlarına da başkaları katlanıyor. Sen katlanıyorsun, ben katlanıyorum. Benim evimin önü patlıyor. Sen televizyonda görüyorsun, belki üzülüyorsun, belki alıştın bile. Sonra, ertesi gün senin evinin önü patlıyor. Her gün geçtiğin sokak yanıyor. Kan akıyor yürüdüğün caddede. İki gün bozuk gezersin en fazla. Kırılmış camını değiştirir devam edersin hayatına. Ne yapacaksın? Ne yapabilirsin ki? Arı çomağına çubuk sokup sonra başına bir şey gelmemesini bekleyenlerin bunu yapabilmesini sağlayan kolektif sorumluluğun bir parçası olsan -veya olmasan- bile, bu saatten sonra neyi değiştirebilirsin?

Ben bu ülkenin en büyük şehrinin en şehrin kendisiyle alakasız yerlerinden birinde oturuyorum. Benim yaşadığım yerde bile caddede el bombası buluyorlar. İki mahalle aşağısında bomba yüklü araç topluyor polis. Kim beni neyden koruyacak?

İyi hoş ya, terörist patlatmasa yoldan arabayla geçerken havaya sıkan birisi öldürecek beni.

Gundam 00 , izleyin. Ana karakteri PKK’lı olan çok anime olduğunu sanmıyorum.

 

 

 

 

Atarım bu kadar Preminger, şimdi iyi bir çocuk olup başlığı anlatayım:

 

 

 

Başlıktaki kelime “oklokrasi” ,  garip bir şekilde “kalabalık yönetimi” demek diye çevrilebilir sanırım. Oklokrasi demokrasinin kötü ikizi.  Demokrasi depresyona girip, çok içtiğinde bu hale geliyor. Formülü veriyorum:

  1. İlk olarak bir grup insan olarak toplanıyorsunuz, içinizden bir lider çıkıyor ve basit bir monarşi haline geliyorsunuz.
  2. Monarşiniz, başınıza gelen güçlü yöneticiler sayesinde bir krallığa dönüşüyor.
  3. Krallar güçlerini çocuklarına aktarıyor biliyorsunuz,bu çocuklardan biri çürük çıkıyor ve krallığı küçük bir tiranlığa dönüştürüyor. Tatlı velet.
  4. Tabi, bir yönetimde en güçlü karakter kral olsa da, yakın güçte aristokratlar var ve bu insanlar krala diyorlar ki “Hop, koçum.Sen ne yapıyorsun?”, kral da diyor ki “ne yapıyorum?”, aristokratlar da bakıp diyor ki “Gücünü bize veriyorsun, böyle ülke yönetilmez”, krallık aristokrasiye dönüşüyor.
  5. En başta çok iyi gidiyor her şey, aristokratlar hiç fena yönetmiyorlar ,fakat onlar da güçlerini çocuklarına aktarıyor.
  6. Bu sefer aristokratların çürük çocukları tiranlaşıp yönetimi bir oligarşiye çeviriyorlar.
  7. Muhtemelen bu oligarşiye dur demek isteyen bir halk gelip, kendi ülkelerine demokrasi getiriyor. Sorun şu ki:
    1. Demokrasilerde yönetime katılan insanlar, yozlaşmaktan o kadar da uzak değiller.
    2. Yönetilen halk da saçmalamaya çok müsait oluyor.
    3.  Bir yerden sonra halk kendisine istediğini söyleyen , onları istediği gibi güden demagogların etkisi altında hareket eder hale geliyor ve sahip oldukları demokrasi tekrardan bir monarşiye dönüşüyor.

Tanıdık geldi mi? Belki bazı maddeleri fazla bulmuşsunuzdur, belki aristokrasi ile ilgili olan kısımlar biraz alakasız gelmiştir. Olabilir. Bu fikri (anakiklosis (ἀνακύκλωσις) )  ortaya atan adamın (Polybius) 2200 yıl önce yaşamış bir tarihçi olduğu düşünülürse , günümüze göre biraz farklılık göstermesi muhtemelen normal.

Yine de, sahip olduğumuz gerçekliğe bu kadar yakın bir tahminin öyle bir tarihte ortaya konulmuş olması… Ürpertici.

Sonuçta, yozlaşmış demokrasilerin, yavaş yavaş ne yaptığını bilmeyen halkların elinde oklokrasilere dönüşüp, insanların başlarındaki çobanları yeni monarklar haline getirmesi hepimize çok da uzak olmayan bir fikir olsa gerek.

 

Tanıdınız mı yakışıklıyı?

 

Bir toplum, sorunlar yaşamaya başladıkça, yönetimleri yozlaşmaya devam ettikçe, insanların huzursuzluğu , duygusallığı -ve belki mantıktan yoksunluğu-, söz konusu toplumların bireylerini politik/ideolojik uçlara , ümitsiz seçimlere itebiliyor. Yalanları sorgulayamayacak, ellerindeki bilgiyi değerlendirme yetisinden yoksun, yaşadıklarıyla dışlandıklarını hisseden insanlar biriktikçe toplumun tamamı için büyük bir tehdit oluşturuyorlar.

Bu insanlar eğitilmediği, başka kültürlerin varlığını öğrenmediği, dünyayı tanımadığı sürece kendi baloncuklarında, başlarındaki insanların dediklerine inanıp , sürü psikolojisiyle hareket etmeye devam ediyorlar.

Kendinizin cahillerin gazabından koruyun Premingerler.

 

 

 

Adamı başından vurmalılar ki

Senin için ölsün yarınlar

Silahı elinden almalılar ki

Faili meçhuldür desinler

Oteli kökünden yakmalılar ki

Senin için ölsün yarınlar

Kitabın içinde kalmalılar ki

Faili meçhuldür desinler

 

 

 

 

Yazar Hakkında

Oğulcan Cingiler

Şimdilik:
Bilim sever, safsatacı* bir safsata düşmanı ve sarkastik bir arkadaş.
(*:Hatasız kul olmaz.)

Yorum Yap

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Preminger Youtube’da

Preminger Instagram’da

Preminger Twitter’da

Preminger’de Dinleti